Kitabımızın zamana, mekana ve değişen koşullara direnen yasak ve tutkulu bir aşkı anlatıyor. Binbir güçlük ve zorlukla doktor olmayı başaran karakterimiz, patronu hastalanınca evine özel doktor olarak gider. Gittiği gün ise patronun karısına aşık olur. Kadın ise bizim karakterimize karşı boş değildir. Böylelikle aralarında yasak ilişki başlar. Buldukları her fırsatta birbirlerine mektup yazıp buluşmaya çalışırlar. Bir gün patronu onu 2 yıllığına Meksika'ya bir göreve göndermek ister. İstemeye istemeye bu teklifi kabul eder. Dönmesine günler kalır fakat 1. Dünya Savaşı çıkar ve bu süre 9 yılı bulur. Acaba aralarındaki aşk hâlâ taze kalacak mıdır ? İlk günkü hislerle birbirlerini sevecekler mi yoksa iki yabancı mı olacaklar ? Bu soruların cevabını bulmak ise kitabın sonuna kadar korunuyor. Herkese iyi okumalar.
Kitabımız Ay Işığı Sokağı hikayesiyle birlikte içerisinde 5 hikayeyi barındırıyor. İlk hikayemiz Fransa'nın liman kısmında trenini kaçıran karakterimizin duyduğu bir şarkıyı takip etmesiyle başlıyor. Bir diğer hikayemiz ise patronuna kölece bir bağlılık kurup kendi gözünde tanrısallaştıran bir hizmetçiyi, üçüncü hikayemiz ise İspanya ile Fransa arasında savaşta yaralanan ve tanımadığı, yabancı olduğu bu vahşi topraklarda hayatta kalmaya çalışan bir Fransız subayı, dördüncü hikaye bir anda denizde bulunan firari Rus askerini, ve son hikayemiz ise 21 yaşında olmasına rağmen hala liseden mezun olamamış avare bir gencin öğretmeninin otoresine karşı çıkıp isyan etmesiyle başlıyor. Hikayelerin hepsi basit ve sade gibi gözükse de olay akışı ve betimlemeler derinlemesine yapılmış. Öykülerin tamamı insanın insanlıktan çıkıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin hikayesini anlatıyor. Fakat benim en çok etkilendiğim "Leporella" adlı patronuna kölece bir ilgi gösteren hizmetçinin hikayesi oldu. Herkese iyi okumalar.
Birini öldürmek aslında kardeşini öldürmek demektir. Kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır. Öldürmek günahtır ve kim bu günaha ortak olursa aslında o da bir katildir.