Esra

Esra
@Muskulpesent_okur
Ne çok gülmüşümdür, keskin pençeleri olmadığı için, kendini iyi zanneden zayıflara. F.Nietzsche
İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Puan vermedi·182 syf.·
2025 2. kitabı
Günümüzde sıklıkla hakaret terimi olarak kullandığımız "narsist" kelimesinin aslında o kadar basit olmadığını anladığım bir kitap. Son derece ciddi bir konu ve bu konuda çok bilinçli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Başta bize iyi bir insan gibi gelen mükemmel zannettiğimiz kişilerin hayatımıza girdikten sonra alacağını alıp bizi yok edip gitmesi diye özetleyebilriz. Narsistik sapkın, sıradan insanları seçmez, güçlü, güzel, yetenekli ve daha kendinde eksik olan ne kadar iyi şey varsa hepsine sahip olan insanları hedef alırlar. Kendinde eksik olanlara sahip birini bulup elde etmek için herşeyi yaparlar, sonrasında ise onun sahip olduklarını elinden almak ve onu yok etmek için herşeyi yaparlar. Çalışıyorsa işini bırakmasını sağlarlar, sadece kendisine bağımlı olunmasını isterler. Sürekli hakaret ve aşağılamalarla partnerine kendini sürekli suçlu hissettirler. Kaostan beslenirler, ortada hiçbir sorun yokken bile sorun çıkaracak bir şey bulurlar. Herşeyi kendilerinin bildiğini zannederler. Sizin bilgili olduğunuz her alanda sizi yok sayarlar ve önemsemezler, konuşmanıza bile izin vermezler. Arada bir lutüf gibi iyi davranırlar, kafanızı öyle karıştırıp öyle ustaca manipüle ederler ki, ona hak verirsiniz. Kendinizin değerli olmadığını düşünür ve bu haklılık abidesine zafer yaşatırsınız. Bir dediği bir dediğini tutmaz. Sorun hep aynıdır fakat cevaplar sürekli değişir. Asla kendinizi rahat hissetmezsiniz. Sürekli diken üstünde her an bişey olacak gibi hissedersiniz. Narsist, bir hata yaptığında o hataya verdiğiniz haklı tepkinin suçlusu siz olursunuz. Asla o hatalı değildir. Onun hataları değil sizin tepkileriniz konuşulur. O hata yapmışsa bile suçlusu sizsinizdir. Sizin yüzünüzden yapmıştır. Bu insanlardan kurtulmak da kolay değildir. Sizden alacağını almadıysa
Psikoloji
İkili İlişkilerde Duygusal ManipülasyonPascal Couderc · İletişim Yayıncılık · 20212,210 okunma
Reklam
Hayır!
Puan vermedi·176 syf.·
2023 12. kitabı
“Hayattaki önceliklerimizi belirlersek, bunların dışında kalanlara gülümseyerek hayır demek daha da kolaylaşır.” Ne güzel bir cümle! İlk anahtar kelimemiz öncelik. Eğer önceliğimiz başkaları değil de kendimiz olursak, bizi rahatsız eden aslında yapmak istemediğimiz şeylere kolayca hayır diyebiliriz. Bir çok insanın önceliğinde hep başkalarının ne diyeceği, ne düşüneceği var. Sevilmeme, onaylanmama, toplum dışında kalma endişesi gibi. Fakat sırf bir toplumun içine ait olmak için veya birilerini memnun etmek için kendi irademizi yok sayarak hiç istemediğimiz yahut bizi zor durumda bırakacak şeyleri yapar ve kabul ederiz. Sonuç bizi daha mutlu bir insan yapmaz. Ve sandığımız gibi insanlardan da bunun karşılığını almayız. Aksine fazlaca nankörlüktür alacağımız karşılık. Tüm bunlara nasıl dur diyebiliriz buna değinilmiş bu kitapta, aslında hayatımızda farkındalık oluşturmak adına güzel bir tercih. Önceliğimiz belirleyip, sınırlarımızı nasıl çizmemiz ve onları nasıl korumamız gerektiği konusunu ele alıp en son nasıl hayır diyebiliriz örneklerle anlatılmış bu kitapta. Okurken kendi hayatımızda hangi sıklıkla hayır dediğimizi sorgulatıyor. "özgürlük” sandığınız gibi “sınırsız” olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir. Yine burada da istemediğimiz bir şeyi yapmak zorunda olmamanın aslında özgürlük olduğunu çok güzel anlatmış. Hayatımızda net sınırlarımızın olması bizi korur. Böylece insanlar nerede duracağını bilir ve biz de bu sınırları koruyarak onların sınır ihlali yapamayacağı noktaları onlara hatırlatmış oluruz. Son olarak, “Şunu iyi bilmelisin, önüne çıkan yanlışa ne kadar çabuk hayır dersen, doğru karşına o kadar çabuk çıkar...” diyerek sonlandırıyorum. Bildiğimizi sandığımız basit gibi görünen küçük şeylerin bile
Düşünce
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Olağanüstü Bir Gece
Puan vermedi·80 syf.·
2023 4. kitabı
Hayatta her şeyin altın tepsi ile önüne gelmiş olduğu, yaşamdan alabileceği her şeyi almış, tükettikçe tüketmiş birini düşünün. Yüksek standartlı burjuva konumunda rahatın doruklarına çıkmış, adeta herkesin oralara gelmek için hayatı boyunca uğraşmak zorunda olduğu yere doğuştan sahip biri... Başta evet gayet güzel ve konforlu olan bu yaşamın her anının tadını belli bir süre yaşayıp, bu hayatı çevreleyen büyükten küçüğe her rutinin zamanla nasıl sıradanlaştığını ve alınan hazların giderek nasıl azaldığını tüm ayrıntılarıyla bize direkt yansıtan bir eser. Nihayetinde bezgin bir halde tek tek bıraktığı lüks ve konforlu yaşamın saygın rutinleri, sahte ve sadece bulunduğu konum gereği yerine getirilmesi mecburi bir işkenceye dönüşünce, değişim kaçınılmaz oluyor elbette. Tüketecek bir şey kalmadığında kendini tüketmeye başlayan karakterimiz, zamanla hislerini de tüketerek taştan, kalpsiz birine dönüşür ve işte tam burada ufacık bir ateşin içinde yanması için sıradan fakat olağanüstü bir arayışa girer. Merak ettiğimiz o Olağanüstü Gecede yaşanan şeylerin salt basitliği yahut basit görünürlüğü bizi şaşırtsa da, böyle bir yaşamı yaşamanın nasıl olduğunu düşününce , insani duyguları dibine kadar hissetmenin, anlam arayışındaki yolculuğumuzun eşsiz parçası olduğunu kavramamız kolaylaşıyor. Nehrin karşısına geçip bakmak istiyoruz elimizde olmadan. Tüm yargıları bir kenara bırakıp,her türlü hatanın da, iyiliğin de, suçun da günahın da biz insanlar için olduğunu, yaşamanın zaten böyle bir şey olduğunu, küçücük şeylerle nasıl mutlu olunduğunu öğreniyoruz. Yahut kendimize bir kez daha hatırlatıyoruz. Evet kısa fakat derin bir kitap. Yine anahtar kelimemiz anlam :) Cümlelerimin sonuna gelirken, kitaptan bazı güzel satırları paylaşmak isterim... "Birilerini
Edebiyat
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,7bin okunma
Nietzsche Ağladığında
10/10
·415 syf.·
2022 45. kitabı
Kitabı uzun bir süre zarfında, sindirerek, bazen bir cümlede takılı kalıp düşünerek okumak herkesin kaderi sanırım. Zira bu muhteşem kitap, muhteşem olay örgüsü ve içindeki birbirinden harika imgeler bir çırpıda okunup rafa kaldırılacak şeyler değil. Kitap, Dr. Josef Breuer'ın kendisine gelen kenarları gümüş yaldızlı küçük bir karttaki yazıyı okumasıyla başlıyor. Yazının sahibi Lou Salome ile buluşmasında, kadının kendisine bir dostunun ümitsizliğini tedavi etmesi teklifine karşı kayıtsız kalamayan Breuer için yeni bir dönemin de başladığını söyleyebiliriz. Nietzsche babası rahip olan fakat asla tanrıya inanmayan, onu içinde öldürmüş bir filozoftur. Ne kadar inançsız olduğunu iddia etse de din kavramı dışında içindeki değerlere sıkı sıkıya bağlı, kendi oluşturduğu değer yargılarına inancı tam biridir. İnatçı kişiliği, asla kimseden yardım kabul etmemesi ve güç rekabetine asla girmekten hoşlanmaması da bunların bir göstergesi bence. En nihayetinde bir insanın birinden yardım alması için önce yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmesi gerekir ki, Nietzsche asla bunu kabul etmeyen bir kişiliktir. İçine düştüğü ümitsizliği bir sır gibi saklayıp , uğradığı ihanetlerle kendi içinde mücadele bile etmeyip, üstelik çektiği acıyı kabullenip kendine işkence ederek, şiddetli migren ağrılarına maruz kalmıştır. Tam bu noktada migren ağrılarını tedavi için Dr.Breuer devreye girer ve Nietzsche bunun dışında asla ona içini açmaz. Bu derin ümitsizlik, insanlara karşı sarsılan güven ve hayata karışı duyulan hayal kırıklığı, derin yalnızlık hissi Nietzsche'yi tüketirken Dr. Josef Breuer ile aralarındaki hasta doktor ilişkisi her ikisinin de hayatını değiştirecektir. Somut olarak değişen bir şeylerden ziyade hayata bakılan anlam her şeyin temelden değişmesine neden olacaktır. Zaman içinde
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
8/10
·336 syf.·
2022 42. kitabı
Bu kitapta Gary Small'ın muhteşem kariyerine eşlik ederken birbirinden ilginç vakalara tanık oluyoruz. Günlük hayatta mücadele ettiğimiz ve farkında olmadığımız bir çok sorunla da yüzleşme fırsatı bulduğumuz bir kitap. Çoğu hikayede şaşırtıp çoğu hikayede sıradanlığı bile akıcı bir dille bizlere sunan Small, teknik terimler kullanmasına rağmen bunları aynı zamanda açıklayarak öyle güzel yedirmiş ki, psikoloji hakkında sanki sürekli sohbet ediyor gibi alışıldık bir hal almaya başlıyor okudukça. Ve tabi bu kadar akıcı olmasında eşi yazar Gigi Vorgan'ın da katkısı bir hayli büyük bence. Keyifle okudum ve okurken sorgulama farkındalığına eriştiğim bir çok şey oldu. Sindirilerek okunacak bir kitap benim için. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar...
1000Kitap
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · Doğan Kitap · 202136,5bin okunma
Reklam