"Başka eve taşındığımızda Luciano'nun peşimizinden gelmeyeceğinden korkuyorum."
"Sence bu yarasa seni çok seviyor mu?"
"Sevmez olur mu..."
"Yürekten mi seviyor?"
"Kesinlikle."
"Öyleyse geleceğinden emin olabilirsin. Biraz gecikebilir, ama bir gün mutlaka seni bulacaktır.
Herkes hayattan bir şeyler almak ister ama kimse hayata bir şey katmak istemez . Egoist, hırsız, sömürgen parazitler olarak yaşayıp bu asalaklığın hayatın anlamı olduğunu düşünüyorlar.
Gerçekten, hayatımın bilinçli geçirdiğim otuz yılı boyunca ne yapmıştım? Hayatımı değil insanlık namına yaşamak, kendim için bile yaşayamamıştım. Bir parazit gibi yaşamıştım ve kendime neden yaşadığımı sorduğumda aldığım cevap buydu: Hiçbir şey. Şayet hayatın anlamı onu nasıl yaşadığımızda yatıyorsa, otuz yılını yaşamak yerine, kendisi ve başkaları için mahvetmii olan ben, hayatın anlamsız ve kötü olduğundan başka nasıl bir cevap alabilirdim? Evet, gerçekten de anlamsız ve kötüydü.
Şu çocuk dünyaya getirme işi şimdi olduğu gibi bir zorunluluk veya bedensel zevkin eşlik ettiği bir şey değil de tamamen düşünüp taşınarak akılla yapılan bir iş olsaydı acaba insan soyu gerçekten varlığını sürdürmek ister miydi?