Her memleketin köylüsüyle okumuş yazmış zümresi arasında, aynı derin uçurum var mıdır. bilmiyorum! Fakat okumuş bir İstanbul çocuğu ile Anadolu köylüsü arasındaki fark bir Londralı İngiliz ile bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.
-Merhaba merhametten gelir, sen kim oluyorsun ki bana merhamet edeceksin?" Buna karşılık Ahmet Celal'in cevabı ise şöyle olur:
- "Sen yalnız merhamete değil, terbiyeye de muhtaçsın..."
Utanç bir yarasa gibi yüze yapışır ve alnımızın ortasından kanımızı emmeye başlar. Vücut o kadar zaafa düşer ki adeta bir posa halini alır. Pespaye ve sefil olur.
Onun için utanmak kendi kendinden nefret etmenin eşitidir.