“Beni en çok üzen şey” dedi Kafuku, “benim onu –en azından muhtemelen onun önemli bir parçasını– gerçekten anlayamamış olmam. Ve artık o yaşamıyor, muhtemelen onu sonsuza değin anlayamayacağım, öylece bitecek her şey. Derin bir denizin dibine batmış ağır bir sandık gibi. Bu aklıma geldikçe yüreğim sıkışıyor.”
.. Her şeyin yerli yerinde olması, her işin zamanında yapılması, her sözün yakışık aldığı gibi söylenmesi gerektiği şeklindeki saplantımın düzenli bir kafaya yaraşır bir ödül olmadığım, tam tersine doğamdaki düzensizliği gizlemek için kendi uydurduğum bir yapmacıklık gösterisi olduğunu keşfetmiştim; ..