Rəhman Mustafazadə

Rəhman Mustafazadə
@Mustafazadehhh
Kendimi bazen bir sigara dumanında, bazen bir kitabın satır aralarında ararım. Hayatla arama hep birkaç adım mesafe koyarım – ne fazla yakın, ne tamamen uzak. Felsefeyi bir ilgi alanı değil, adeta bir soluk gibi içime çekerim.
Yazar
22 Mayıs 2004
4 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Elinden gelen eğlenceyi yarına bırakma.” Eğer arzumu yerine getirmeyi erteleyemiyorsam (ve yalnızca elde edebildiğim şeye arzulamaya şartlanmışsam), hiçbir çatışmaya girmem, hiçbir şüpheye kapılmam; hiçbir karar vermeye ihtiyaç duymam; asla kendimle baş başa kalmam, çünkü her zaman meşgulüm; ya çalışırım, ya da eğlenirim. Kendim gibi kendimi anlamaya ihtiyaç duymam, çünkü sürekli olarak kendimi tüketime sürüklemişimdir. Arzulardan ve doyumlardan oluşan bir sistemim; arzularımı yerine getirebilmek için çalışmak zorundayım. İşte bu arzular ekonomik mekanizma tarafından sürekli olarak tetiklenir ve yönlendirilir.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Herkes farklı bir dünyada yaşar ve bu, kafaların farklılığına göre değişkenlik gösterir: Buna göre dünya yoksul, boş, yalın ya da zengin, ilginç, anlamlı olabilir. Kadarin, koşulların, çevrenin herkesin dünyasında yarattığı fark bile bundan daha az önemiidir. Üstelik ikincisi rastlantının ellerinde değişebilir, oysa ilki doğa tarafından geri döndürülemez şekilde belirlenmiştir.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Edebiyat
"Sen, benden insanlardan uzaklaşmamı, bir kenara çekilip vicdanımla baş başa kalmamı mı istiyorsun? Peki ya sizin meşhur kurallarınızdan biri olan 'iş başında ölmek' ne oldu?" – diyorsun bana. Ama şimdi ben, sana nasihat verdiğimi sandığın o ilkeye sığındım; daha çok insana faydam dokunsun diye kapılarımı kapattım. Boş geçen bir günüm yok, işsiz kaldığım tek bir an bile olmuyor. Gecenin bir kısmını çalışarak geçiriyorum; uykuyu ayıracak zamanım kalmadı ama uykusuzluk beni yoruyor. Gözlerim uykudan kapanacak gibi olsa da, onları yeni bir işe açmak için zorluyorum. Yalnızca insanlardan değil, işlerden de – özellikle kendi kişisel işlerimden – uzaklaştım. Gelecek nesiller için çalışıyorum; onlar için faydalı olabilecek yazılar kaleme alıyor, kurtarıcı uyarılar hazırlıyorum, tıpkı etkili ilaç formülleri gibi. Bunların etkisini önce kendi yaralarımda deniyorum; yaralarım tam olarak iyileşmese de, hiç değilse ilerlemesini durdurabiliyor. Doğru yolu geç buldum, yanlış yollarda yorulup tükendiğim bir anda öğrendim ve şimdi başkalarına gösteriyorum. Ve haykırıyorum: "Halkın hoşuna giden, size tesadüfen verilmiş her şeyden uzak durun! Her fırsatçıdan şüphe edin, her rehavetten geri çekilin. Yaşlı hayvanlar da, balıklar da umut peşinde koşarken tuzağa düşerler. Siz mi bu değersiz şeyleri kaderin birer hediyesi sanıyorsunuz? Bunların hepsi birer tuzaktır." İçinizden kim ömrünü huzur içinde geçirmek istiyorsa, elinden geldiğince bu yapışkan nimetlerden uzak dursun. Çünkü bu tuzaklara düştüğümüzde daha da büyük bir felakete sürükleniyoruz. “Avlandık” derken aslında biz kendimiz av oluyoruz. Bu gidiş, bizi doğrudan uçuruma götürüyor. Böylesine parlak görünen bir hayatın sonu yalnızca çöküştür...
1000Kitap
İnanıyorum ki, bu dünyamız delirmiş ve insanlıktan çıkmış bir görüntü verdiği sürece, gitgide daha çok birey, kendi endişelerini paylaşan kişilerle bir araya gelme ve çalışma gereksinimi hissedecektir.
Sayfa 112
Alıntı