Yani, Türkiye'ye kadar yolsuzlukların köklenmiş olduğu ikinci bir ülke örneği ya hiç yoktur ya da çok zor bulunur. Sözünü ettiğim bu askeri polisin önemini kavrayabilmek için onu bir başkaldırı sırasında ya da sorunlu zamanlarda iş başında görebilmek gerekir. Ama bugün için şehirde büyük bir karışıklık hüküm sürecek olsa, çevre köylerdeki köylüler bağnazlıkla ayaklanıp Hristiyan kellesi kesmek için dağlarından inecek olsalar ya da bir paşaya karşı ayaklanılsa bu polisin savunması gerekenleri bir yana bırakıp kelle avcılığına girişeceğinden hiç kuşkum yok.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Ufak bir yağmura, burnuma gelen toprak kokusuna, yeşile en çok da maviye, tencerede pişen tavuğa, cama konan kuşa, suda yüzen balığa, oyun oynayan çocuğa, ateş yanan ocağa, okula giden hocaya, tüten bir bacaya bile çok mutlu olurum aslında. Basit bir insanım.