Bir devrin en parlak, en çok sevilmiş ve en çok okunmuş bu kitabı (Deliliğe Övgü) dilimize de çevrildi. Ama belki tercümenin yavanlığından, belki okuyucuların budalalığından en küçük bir yankı uyandırmadı. Cinnet, Erasmus'ta zekadır. Delilikle budalalık arasında aşılmaz bir duvar var. Cinnetin akılla nasıl kaynaştığını görmek isteyenler Erasmus'u okusun. Kaldı ki Avrupa'nın en ciddi ve en büyük fikir eserleri insanları güldürmek için yazılmışlardır.
Bütün zulümler, haksızlıklar, eksiklikler, bu dünyayı bu dünyadan ibaret bilmekten kaynaklanıyor. Öteye ruhların kapalı oluşundan. Kalplerin mühürlü oluşundan. Vakti hep "öğle" sanışımızdan. "İkindinin" sırrından habersiz oluşumuzdan. Akşamı, güneş batmadan düşünmeyişimizden, geceyi, gece gelmeden hatırlamayışımızdan.
İnsan, kendi sesini duyabilir mi? Bundan emin değilim çünkü nerede olduğumu bilmiyorum şu anda. Fakat mırıldanmaların dahi yankı yapacağı ruhlar için uzaklıkların öneminin olmadığını biliyorum.