Kendimi kaybetmiş gibiyim; tek istediğim sonsuza dek, daima, bütün ömrümce onun yanında olmak, onun ışığıyla, onun halesiyle aydınlanmak. Ondan ötesini bilmiyorum! Ondan kaçabilir miyim hiç...
Bir yalnızlığın pençesinde çırpınırken bulacaksın kendini
Hiçbir varlığın sende var olmadığını anlayacaksında
Sadece yitirmiş olduğun zamanın çehresi gözlerinde var olacak
İlmek ilmek kazıdığın vücudunu gördüğünde bir ah çekeceksin
Bak görüyormusun 70 mişine bir adım uzak korkuların bir adım daha yakınsın artık
Hırsların ve arzuların yazılmış satır satır tutturduğun günlüğüne
Dönüp aynaya baktığında soracaksın belkide
Ne kadara satın alındığını
Bu hiç karlı bir alışveriş olmamıştı
Ne zaman kazandığından fazlasını vermiştin ki kazanasın
Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce
Şiir okumayacağım bir süre
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim
Yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım
Ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında
Gençliğimi anımsamak için
Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım...
Bu duruma nasıl geldim? Neden bana yaşamasını öğretmediler? Neden bana, bizden bu kadar gerisini sen bulup çıkaracaksın dedikleri zaman isyan etmedim? Hayata atılmak gibi bir çılgınlığı nasıl yaptım? İnsanların dünyasına atılmayı nasıl göze aldım? Ben insan değildim ki. Yaşamadığım bir hayatın içine nasıl atıldım? Beni nasıl gürültüye getirip de bu soğuk bakışlı mimar gibi insanların karşısına çıkardılar? Onlar da bilemezdi: görünüşümle insana benziyordum. Denemelerden geçmiştim. Onları aldatmayı başardım. Sonumu kendim hazırladım. Her an ne yapacağımı söyleyemezlerdi bana. Beni aldattılar;gene de suçluyum. İnsanların en verimli olduğu çağda tükendim. Her anı,ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade….
Gavurlar övüyor şimdi istanbul’u
Ama yarın demir ökçeleriyle
Uyuyan bir yılan gibi ezecekler onu
Ve çekip gidecekler bırakıp öylece
İstanbul bırakmasın hala uykuyu
İstanbul peygamberin yolundan ayrıldı
Onu baştan çıkardı kurnaz batı
Dalarak utanç verici zevklerin koynuna
O ihanet etti duaya ve kılıca
Küçümsüyor artık savaş alanından akan teri
Şarap saati oldu dua saatleri
Söndü inancın kutsal ateşi