Oğuzhan Âsım Güneş

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İstiridyeden Çıkan Bir İnci Yahut Ragranok
Puan vermedi·102 syf.·
2025 11. kitabı
Her hikaye, bir toprak mahsulüdür. İthal roman anlayışı bir “moda” olarak Türk edebiyatında yer bulsa da hiçbir zaman karşılık bulamamıştır. Yaşar Kemal’in başarısı da buradan gelir. Alaylı birer toplum mühendisi olan yazar taifesi, kendi ideal toplum anlayışını sunar ortaya koyduğu metinlerinde. Toplumsal gerçekçilik anlayışı kitleyi, estetik modernizm akımı ise bireyi ele alarak sürdürür *tahrir vazifesini*. Ortada öyle veya böyle büyük bir propaganda vardır ama bu alışık olduğumuz “sahtekarlık üzerine inşa edilen eylemci propaganda” türünden değildir. Yazar, var olan manzarayı bize aktarır. Manzaranın hikayeye dönüşmesine imkan tanıyan olayların alt metnini kendi fikir dünyasına göre doldurur. Sözgelimi; Nasreddin Hoca’nın eşeğe ters binmesi popülist düşünceye göre, “ne yapsam da şu köylünün aklını başından alacak ustalıklı bir cevapla kendi keskin dehamı mı bir kez daha kamuoyuna duyursam?” planının bir parçasıdır. Bu anlayış üzerinden Nasreddin Hoca’yı, köylü kandırarak itibar devşiren bir sahtekar olarak tanımlayabiliriz. Fakat hikemi tarz veya doğu didaktizmine göre Nasreddin Hoca’nın bu eylemi, öğretme metodlarından bir metottur. İnci romanının yazarı Steinbeck için de değişmiyor bu kaide. Elbette spoiler vermeyeceğim. Geçimini denizden sağlayan bir ailenin paraya ilk kez ihtiyaç duyması ve ardınca gelişen olaylar zincirini okuduğumuz İnci romanı, sağlam bir mülkiyet eleştirisi üzerinden ilerliyor. Sineklerin Tanrısı kitabından ve insan insanın kurdudur anlayışından bolca izler taşıyan insani ilişkiler, dramatik gerilim eğrisini alabildiğine zorluyor. Roman boyunca üst sınıfın namussuzluğunu ve parasız köylünün masumluğunu bizlere resmeden yazarımız, talihin veya tanrının yardımıyla statü atlamak üzere olan Kino ve ailesine merhamet etmiyor. Büyük bir
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,9bin okunma
Hazmı kolay, palyatif, inorganik, tüketilebilir modern şiir iştihanız bittiğinde neo klasik şiire duyduğunuz ihtiyacın adını koyamayacaksınız.
Yakın
Bin âhıma virt gizlediğim pak tülü yaktın Hoyratça Gülüm bir nâm için bülbülü yaktın Aşk uğruna ölmek bana gam vermedi Nurum Gömsen yeşerirdim ama sen maktulü yaktın Mümkün mü ki yansın yine kül kor gibi tütsün Nemrut sana şahım diyecek bir külü yaktın Eylülde esen yel gibi küskünce süzüldüm Kasımpatı devşirmek için eylülü yaktın Münhâ sıra mısrâlara şerh düşme zamanı Heyhat yine bir nokta için virgülü yaktın | Münhasır