Oğuzhan Âsım Güneş

Yakın
Bin âhıma virt gizlediğim pak tülü yaktın Hoyratça Gülüm bir nâm için bülbülü yaktın Aşk uğruna ölmek bana gam vermedi Nurum Gömsen yeşerirdim ama sen maktulü yaktın Mümkün mü ki yansın yine kül kor gibi tütsün Nemrut sana şahım diyecek bir külü yaktın Eylülde esen yel gibi küskünce süzüldüm Kasımpatı devşirmek için eylülü yaktın Münhâ sıra mısrâlara şerh düşme zamanı Heyhat yine bir nokta için virgülü yaktın | Münhasır
Reklam
Mustafa Kemal Paşa'dan şu telgrafı aldım: "Ada'da Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa Hazretlerine Ankara, 2 Mayıs 1920 Ethem Bey kuvvetlerinin Eskişehir'de toplanmaları hususunda görüşlerinize katılıyoruz. Başarıları ve hizmetleri, kurtuluş tarihimizde en parlak satırları işgal edecektir. Pek samimi tebrik ve teşekkürlerimizin bütün millet meclisi namına kendilerine ulaştırılması devletlerinizi rica ederiz efendim." Düzce'de Cezalandırma Kuvvetleri Komutanı Ethem Beyefendi'ye 12-13 Mayıs 1920 Büyük Millet Meclisi başkanlık makamından gelen tebrik ve teşekkürleri taşıyan telgraf suretini aynen iletirim. Ben de sizi tebrik eder, vatana daha büyük hizmetlerde bulunmanızı temenni ederim. Ada'da Kolordu Komutanı Tuğgeneral Ali Fuat
İdam hükmü benim yaşadığım zamanların zorunlu önlemlerindendi. Bununla beraber ben ikinci, üçüncü derecedeki suçluların idam edilmelerine asla taraftar olmazdım. Daha çok ıslah edilmeleri gereğine önem verirdim. Düzce ihtilal heyeti üyelerinden Safer Bey için bazı şefaatçılar bana gelmişlerdi. Kendilerine yanıtım; "Hüküm ve af keyfiyeti, vicdanından başka bir şey tanımayan divan-ı harbe aittir" olmuş ve divan-ı harbin adli olan idam hükmünü imzalamıştım. Halide Hanımefendi ile hemfikir olarak, Safer Bey'in idamı sorunu dolayısıyla beni aşırı bulanlara ve hemcins katili diyen hemşerilere, Kafkaslıların daima iftihar ettikleri Şeyh Şamil merhumun cihad-ı vataniyyesine dair hayat tarihini okumalarını tavsiye ederim.
Ey zevc, getir ettiklerini bir kere yâde Et gönlümü nezdinde vefâsızsam i‘âde Sen hür, biz esîr, gûşe-i zındân-ı belâda Bilmem ki neler var daha ahkâm-ı fenâda
“Kendi derdim kor elin derdine ağlar gezerim Lalenin dağı gülün ateşi yandırdı beni”
Sayfa 155 - Nevres-i Kadim
Reklam