Hayır, kızım bir daha hiç gelmedi. Ona kırgın değilim, niye gelsindi ki? Beni zaten kurtarmıştı. Sağaltıcı sözleri soylemişti. Yokuş yukarı yürümeye başlamıştım bile. Içimdeki dipsiz kuyunun duvarlarıı yavaş yavaş tırmanıyordum. Savaşıyordum! Pusu dağıtmak, berraklğa kavuşmak, belleğimi yeniden kurmak, doyuramayıp acı çekmek pahasına arzularımı diriltmek için.. Bu artık benim, yalnız benim mücadelemdi.
Yokluğunda doğan kızım ben, hani resmini kalbinde taşıdığın, ama senden uzak büyüyen çocuk. Uzak mi? Aslinda bizi ayıran topu topu birkaç kilometrelik muhteşem bir sahil yolu, ama lanet olasica bir sınir ve nefret ve anlayışsızlık aramiza girdi. Bir de hayalgücü eksikliği.