Herkes çok beğendiğine dair yorumlar yapmış. Bir tek ben mi hayal kırıklığına uğradım acaba?..Edebi anlamda beni hiç mutlu etmedi. Sevgili Zülfü Livaneli 'den bizler ne muhteşem romanlar okuduk.
Ben romanı ruhsuz buldum. Beklentimi karşılamadı malesef.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Herkes çok beğendiğine dair yorumlar yapmış. Bir tek ben mi hayal kırıklığına uğradım acaba?..Edebi anlamda beni hiç mutlu etmedi. Sevgili Zülfü Livaneli 'den bizler ne muhteşem romanlar okuduk.
Ben romanı ruhsuz buldum. Beklentimi karşılamadı malesef.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Uzun zaman sonra kalemini sevdiğim yazarın yeni bir roman çıkarması beni mutlu etti.
Roman, Selim ile Leyla’nın aşk hikâyesi olarak başlıyor, fakat asıl teması ‘68li yılların Türkiye’sindeki ‘Fikir Suçu’, ülkemizin yakın geçmişindeki kanayan yarası. Kitaptaki erkek kahramanın tutuklanmasıyla çoğunlukla cezaevinden bu iki kişi arasındaki mektuplaşmaya yer verilmiş. Asıl yazılanlar ve yazmak istenenler çok farklı. Gönderilen mektuplar, daha sonra gardiyanlar tarafından üstü çizilen kelimeler, ve tutulan defterde anlatılanlar ayrı ayrı olarak verilmiş kitapta. Tabii ki bunların içerikleri farklılıklar gösteriyor. Karşı taraf (Leyla) üzülmesin diye ve mektupların 3. kişilerce okunması kaynaklı, hapishanede gerçek yaşanan acı veren olaylar tam olarak yansıtılamıyor.
Ülkenin okuryazarlarını, aydınlarını susturma ve yok etme niyetleri, hem cehalet komplekslerinden, kendilerini aşağılanmış hissetmelerinden, hem de işlenen suçları ülkeye ve dünyaya duyurabilecek insanlardan bir kurtulma niyetinden kaynaklanır. Ve günümüzde de bunun birçok örneğini hala görmekteyiz maalesef.
Kitabı 3 ana tema üzerinden yorumlayacağım:
-‘beklemek’ : Leyla-Selim ilişkisi üzerinden gidersek, beklemek = özlemek’tir. Selim, hapis süresince mektuplarında Leyla’ya ‘güçlü ol’ mesajları vermekte, bu da beklemenin başka bir unsurudur. ‘Beklemek’ burada bir pasiflik değil, bir umut biçimidir.
-‘özgürlük’ : Selim’in tutuklanıp götürülüşü ve Leyla’nın yaşadığı süreç, özgürlüğün aslında ne kadar kırılgan bir şey olduğunu da hatırlatır.
-‘aşkın dönüştürücü gücü’ : aşk bu kitapta sıradan ve geçişken bir duygu olmaktan çıkmış. Karakterleri varoluş sınavlarına sokmuş. Kitabın başından sonuna kadarki sürece baktığımızda, onları değiştiren, büyütüp olgunlaştıran bir unsur olmuş.
Alışılmış Zülfü Livaneli
Arkadaşlar selam.
Uzun bir süre oldu, sanırım 1.5 yıldır inceleme yapmıyorum. Bunun sebebi zorlu bir dönemden geçtim, kafa olarak iyi değildim; yeni yeni toparlanabildim.
Aklımdan inceleme fikri geçmiyordu, ancak son zamanlarda yazdığım bazı incelemelerden çok güzel dönütler aldım, kenarda köşede yazdığım bazı lakırtıların okurlar tarafından incelenip geri dönüt verilmesi ve benim laf safsatalarımın birilerinin işine yaraması beni çok mutlu etti ve devam etmek istedim.
Yakında wattpad kitapları hakkında da inceleme yapacağım, çünkü prim lazım.
Gereksiz duygusallık yeter, başlayalım?
Atatürk'ü sevmeyen bir çevrede doğdum büyüdüm. Hiçbir zaman sevilebilecek şekilde büyütülmedim. Atatürk benim için; alkol içen, aklı yerinde olmayan, dindar olana muhalefet olan ve ülkemizde çoğu diziler gibi abartılan bir kişilikti sadece.
Tabi ki hiçbir zaman araştırma gereği duymadım, en yakın arkadaşlarım desteklemiyor; içki içiyor diyorlar ya. Sizce bunun üstüne herhangi bir laf söylenebilir mi? ve 11 yaşındalar, bilgileri tam tabi ki.
Kendi kendime devam ettim, kafamda büyütmem gerekiyor ya. Nefretimi arttırdım. Ders kitaplarından resimlerini yırttım, 10 Kasım'da Saygı Duruşu esnasında sınıfta saklandım, hiçbir İnkılap dersini dinlemedim ve Atatürk'ü seven tüm insanlarla aramı açtım. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar korkunç, her şeyden önce insanlara herhangi bir saygım yok.
13 yaşındaydım. İnternette geziniyor, kendimce zaman geçiriyor, Youtube yorumlarında gelene geçene salça oluyordum. Anlayacağınız tam bir ergen primatı.
Önüme şu bilgi düştü: Atatürk 3997 kitap okumuş ve bu kitaplar arasında en sevdiği kitap Çalıkuşu. O kadar çok seviyormuş ki, cephede o kadar insan savaşırken gece yarısı kalan az vaktini bu kitaba adayacak kadar. Tabi ki inanmadım, 3997 kitap okuyan bir
Bir yorum yapmak isterdim ama kitabı okuduktan sonra yazacağım birşeyin yanlış anlaşılmasından korktuğum için yazamıyorum.Ama okumanızı tavsiye ediyorum.Keyifli okumalar dilerim.