Nagihan Hanbarcı

Nagihan Hanbarcı
@Nagi_Han
Lisans
23 kütüphaneci puanı
2382 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Kitap başka, hayat başka! Tiksindim kitaptan da hayattan da!
9/10
·576 syf.··
2022 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 16:54
Bugüne kadar yapılmış bütün listelerde ilk 10'a girmeyi başarmış Üç İstanbul! Ah İstanbul! Ulan İstanbul! Süleyman Çakır tabiriyle "Ne güzel İstanbul be!" Güzel mi? Haydi hep birlikte görelim. İncelemeye başlamadan önce -aslında epey yol aldım bile- birkaç uyarıda bulunmak istiyorum: Yola çıkarken okumayın. Mide bulantınız artabilir. Bayramda okumayın -ki ben o hatayı yaptım- sürekli sevapla günah arasında geçiş yaptığınızı hissediyorsunuz. Ve son olarak da "Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın!" Hani TV programlarında diyor ya "olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" diye. Bu kitap için oldukça yerinde sanırım. Yanlış anlaşılmasın, eleştirilerim yazara değil. Belki gördüğünü yazdı, belki o dönemde küf kokuları vardı, belki büyük oranda iyimser bile yazdı ama gerçekten yenilir yutulur cinsten değil anlatılanlar. Her kahramanda bir aşağılık olma durumu, çıkarcılık, aldatma mevcut. Kimin kiminle yattığını, kiminle kalktığını, kimden çocuk aldırıp kime aşkla baktığını çözmekte o kadar zorlandım ki... Velhasılı kelam, oldukça yıprandım okurken. Bunları bırakalım şimdi... Neden mi Üç İstanbul? İstanbul'un üç farklı dönemi Muharrir Adnan karakteri merkezinde ele alınmış. -İstibdat İstanbul'u -Meşrutiyet İstanbul'u -İşgal İstanbul'u Öyle dönemler ki zengin uyuduğun gecenin sabahında fakir olabiliyor, yoktan bir günde zengin olabiliyor, ertesi gün dilenecek duruma geliyorsunuz. Gün neredeyse oraya geçme peşinde herkes. İnsanlar statülerine göre ayrılmış. Tüm ilişkiler çıkar üzerine kurulu? Hiç mi iyi insan yok bu romanda? 600 sayfada belki 6 satırda karşılaştım diyebilirim. Hatta sayfa sayfa Mustafa Kemal Atatürk'ü bekledim. Ama çıktı karşıma: "Şimdi vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı: Mustafa Kemal!.." (s. 460) Felsefe, sosyoloji ve insan
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,367 okunma
Nagihan Hanbarcı isimli okura yanıt verildi
Nagihan Hanbarcı
Hocam maalesef ben sizin kadar ılımlı değilim yazara karşı, zira hep kötü örneklerle karşımıza çıkmış, bir iki karekter müstesna. Dönem edebiyatını bilirsiniz bir zamanlar Ulu Hakan için yazılanlar, sonra pişman olup özür dileyenler vs. Bu konu uzar gider. Her kitap bize mutlaka bir şeyler katar ben buna inananlardanım, çok güzel alıntılar da mevcuttu kitapta fakat ilk ona girecek kadar iyi miydi?.. bu konu tartışılır işte.
Reklam
Kitap başka, hayat başka! Tiksindim kitaptan da hayattan da!
9/10
·576 syf.··
2022 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 16:54
Bugüne kadar yapılmış bütün listelerde ilk 10'a girmeyi başarmış Üç İstanbul! Ah İstanbul! Ulan İstanbul! Süleyman Çakır tabiriyle "Ne güzel İstanbul be!" Güzel mi? Haydi hep birlikte görelim. İncelemeye başlamadan önce -aslında epey yol aldım bile- birkaç uyarıda bulunmak istiyorum: Yola çıkarken okumayın. Mide bulantınız artabilir. Bayramda okumayın -ki ben o hatayı yaptım- sürekli sevapla günah arasında geçiş yaptığınızı hissediyorsunuz. Ve son olarak da "Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın!" Hani TV programlarında diyor ya "olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" diye. Bu kitap için oldukça yerinde sanırım. Yanlış anlaşılmasın, eleştirilerim yazara değil. Belki gördüğünü yazdı, belki o dönemde küf kokuları vardı, belki büyük oranda iyimser bile yazdı ama gerçekten yenilir yutulur cinsten değil anlatılanlar. Her kahramanda bir aşağılık olma durumu, çıkarcılık, aldatma mevcut. Kimin kiminle yattığını, kiminle kalktığını, kimden çocuk aldırıp kime aşkla baktığını çözmekte o kadar zorlandım ki... Velhasılı kelam, oldukça yıprandım okurken. Bunları bırakalım şimdi... Neden mi Üç İstanbul? İstanbul'un üç farklı dönemi Muharrir Adnan karakteri merkezinde ele alınmış. -İstibdat İstanbul'u -Meşrutiyet İstanbul'u -İşgal İstanbul'u Öyle dönemler ki zengin uyuduğun gecenin sabahında fakir olabiliyor, yoktan bir günde zengin olabiliyor, ertesi gün dilenecek duruma geliyorsunuz. Gün neredeyse oraya geçme peşinde herkes. İnsanlar statülerine göre ayrılmış. Tüm ilişkiler çıkar üzerine kurulu? Hiç mi iyi insan yok bu romanda? 600 sayfada belki 6 satırda karşılaştım diyebilirim. Hatta sayfa sayfa Mustafa Kemal Atatürk'ü bekledim. Ama çıktı karşıma: "Şimdi vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı: Mustafa Kemal!.." (s. 460) Felsefe, sosyoloji ve insan
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,367 okunma
Nagihan Hanbarcı
Hocam öncelikle kaleminize sağlık. Hislerime resmen tercüman olmuşsunuz. Gerçi hoş ben bu kitaba inceleme yazsaydım bu kadar ılımlı olabilir miydim, inanın bilmiyorum. Çok iyi hatırlıyorum kitabın kapağını kapattığımda dilimden dökülen ilk sözcük ‘ilk ona giren kitap bu muymuş?’ oldu. Öyle bir Adnan karekteri vardı ki, yatalak arkadaşının eşine bile göz koyabiliyordu. Neyse okuyacak arkadaşlara spolier vermemek için daha fazla uzatmayacağım ama gerçekten en iyi ilk on romana girecek müstesna eserler varken niye bu? Benim gibi dönem romanları okumayı seven arkadaşlara 47’liler ve Ciğerdelen’i önermek istiyorum zira bu eserle vakitlerini harcamasınlar. Kitapla kalın, keyifli okumalar.
Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıss-i aşk Ta ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler Şair, benim acılar ve kederler ile geçirdiğim gecelerin her biri bir şeb-i yeldadır ve muvakkitler, yahut müneccimlerin belirledikleri şeb-i yeldalar, onun yanında pek kısa kalırlar, demek istiyor. Öyle ya, bir gecenin ne kadar uzun olduğu, o gecenin karanlıkta geçen saatlerinin niteliğiyle değil, o gecede yaşanılan dakikaların niceliğiyle ilgilidir.
Edebiyat
Mr. Naweste isimli okura yanıt verildi
Nagihan Hanbarcı
Rica ederim, keyifli okumalar.
Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıss-i aşk Ta ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler Şair, benim acılar ve kederler ile geçirdiğim gecelerin her biri bir şeb-i yeldadır ve muvakkitler, yahut müneccimlerin belirledikleri şeb-i yeldalar, onun yanında pek kısa kalırlar, demek istiyor. Öyle ya, bir gecenin ne kadar uzun olduğu, o gecenin karanlıkta geçen saatlerinin niteliğiyle değil, o gecede yaşanılan dakikaların niceliğiyle ilgilidir.
Edebiyat
Mr. Naweste isimli okura yanıt verildi
Nagihan Hanbarcı
Hayır, deyimlerin hikayelerini anlatıyor ve eski kullanımıyla birlikte güncel kullanımlarına da yer verilmiş. Hatta İskender Pala bunu sunuş kısmında şöyle ifade ediyor. “Atasözleri, genellikle, uzun zamanların tecrübeleri sonucu ulaşılan doğruların veciz ifadesidir; oysa deyimler, genellikle bir öyküye, bir efsane veya vak'aya dayanır. Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, vs. deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Osmanlı tarihleri, eski ansiklopedik eserler, tarih sözlükleri, tezkireler, letayifnameler, durub-ı emsal ve tarihî fıkra derlemeleri, muhtelif elyazması kitap ve mecmualar, bilimsel araştırmalar, folklor periyodikleri, halk kültürü araştırmaları vs. hep deyimleri perakende biçimde bulabileceğimiz eserlerdir. Bazen rasgele bir sayfada, bazen bir dip notta, bazen da hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür.”