“Ölümcül Kimlikler” isimli bu çalışma üzerinde yoğunlaşılarak düşnülmesi gereken
önemli tespit ve tavsiyeler barındırmaktadır. Günümüz dünyasında da
yaşanmaya devam eden kimlik ve aidiyet temelli sorunlar ve bu sorunların
neden olduğu insani kayıplar düşünüldüğü takdirde, bu çalışmanın önemi bir
kez daha ortaya çıkmaktadır. Nitekim kendisi Lübnan’da doğan, anadili Arapça,
dini Hristiyan olan ve 22 yıl Fransa’da yaşayıp, tüm eserlerini Fransızca yazan
Amin Maalouf’un kendi aidiyetleri çerçevesinde kimlik ve aidiyet ilişkisini
sorunsallaştırması, teori’nin pratiğe dökülmesi noktasında önem arz etmektedir.
Diğer taraftan, özellikle ortaya konan bazı örneklendirmelerde çok fazla “
genelleme” yapan bir yaklaşım, herkes tarafından rahatlıkla anlaşılması güç bir
üslup kullanılması ve bölümler arasında somut bir düzen takip edilmemesi
çerçevesinde eleştirilebilecek bu çalışmanın özünde, kimliğin önemli parçaları
olan insanların sahip olduğu çoklu aidiyetlere saygı gösterilmesi, kimliğin tek bir
aidiyeti önceleyerek tanımlanmaması ve insanların
hem kendi hem de karşılarındakilerin aidiyetlerini kabul etmesi gerektiği
bulunmaktadır. Maalouf’un çalışmasının özünde yer alan bu temel önermelere
katılan ve objektivist bir perspektifle ortaya konan bu çalışma zarfında, kimlik ve
aidiyet sorunsalının son derece kırılgan bir niteliğe sahip olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır. Bu bağlamda hassas bir alanı temsil eden kimlik ve aidiyet ile
ilişkili sorunların çözümlenmesi özellikle bir bütün olarak günümüz dünyası
bağlamında ele alındığında, bu konuda sağlanacak çözümün bir oldu bittiye
getirilebilecek kadar kolay olmadığı görülmektedir. Ancak bu realiteye rağmen
birgün kimlik ve aidiyet ile ilişkili sorunların geçmişin tozlu raflarına kaldırılabilme
olasılığı ümit edilmeye devam