“Fikirler, yalnızca ve yalnızca doğal ve normal çevreleri içerisinde oluşurlar; onları filizlendiren, genç insanın atölyede, madende, mahkeme salonunda, çalışma odasında, şantiyede, hastanede; araç gereçlere, materyallere ve ameliyatlara bakarak; mevcut müşterilerin, işçilerin, işin, iyi ya da kötü yapılmış olsun, kârlı ya da pahalıya mâl olmuş olsun işin ortasında, her gün maruz kaldığı sayısız duyusal izlenimdir: İşte, gözlerin, kulakların, ellerin ve hatta burnun gayriihtiyari bir araya gelerek gizliden gizliye incelikli bir şekil alan küçük algılayışları, onun içinde bir nizama girer ve ona er ya da geç, şu veya bu yeni terkibi, sadeleştirmeyi, tasarrufu, kusursuzlaştırmayı yahut icadı salık verir. gençler, tüm bu kıymetli temaslardan, özümsenebilir ve elzem tüm bu unsurlardan tam da en verimli yaşları boyunca yoksun bırakılmaktadır; yedi ya da sekiz yıl boyunca bir okula kapatılarak, ona nesnelere ve insanlara dair bütünlüklü ve canlı bir fikir verecek, bunları idare etmenin çeşitli yollarını öğretecek tüm dolaysız ve kişisel deneyimden uzak kalır.