Nasrettin

Tekrarın en aydın zihinler üzerinde nasıl bir kuvvet uyguladığı görüldüğünde, kitle nezdinde yarattığı etki daha da anlaşılır hale geliyor. Bu etkinin kuvveti şuradan gelir ki, sürekli tekrarlanan bir şey, nihayet eylemlerimizin ardında yatan güdüleri şekillendiren bilindışının dehlizlerine yerleşerek orada kemikleşir. Bir süre sonra, tekrarlanan beyanın kime ait olduğunu bilmeksizin, ona inanmaya başlarız. İşte reklamların sahip olduğu hayret verici güç buradan ileri gelir. X çikolatasının en iyi çikolata olduğunu yüz kere, bin kere okuduğumuz vakit, bunun her yerde dile getirildiğini duyduğumuzu düşünür ve sonunda kesinliğinden şüphe duymayız. Y markalı yara lapasının en inatçı hastalıkları iyileştirdiğini bin kez okursak, benzer bir hastalığa yakalanır yakalanmaz bu unu denemeye meylederiz. Aynı şekilde, A kişisinin bir dalkavuk, B kişisinin ise oldukça dürüst bir insan olduğunu söyleyen bir gazeteyi sürekli okursak, nihayet buna ikna oluruz; elbette bu niteliklerin tersine çevrildiği, karşıt görüşten bir başka gazete okumayı denemiyorsak. Beyan ve tekrar, kendi başlarına bir kavgaya tutuşmak için gereken güce sahiptirler.
Sayfa 125 - Say yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Fikirler, yalnızca ve yalnızca doğal ve normal çevreleri içerisinde oluşurlar; onları filizlendiren, genç insanın atölyede, madende, mahkeme salonunda, çalışma odasında, şantiyede, hastanede; araç gereçlere, materyallere ve ameliyatlara bakarak; mevcut müşterilerin, işçilerin, işin, iyi ya da kötü yapılmış olsun, kârlı ya da pahalıya mâl olmuş olsun işin ortasında, her gün maruz kaldığı sayısız duyusal izlenimdir: İşte, gözlerin, kulakların, ellerin ve hatta burnun gayriihtiyari bir araya gelerek gizliden gizliye incelikli bir şekil alan küçük algılayışları, onun içinde bir nizama girer ve ona er ya da geç, şu veya bu yeni terkibi, sadeleştirmeyi, tasarrufu, kusursuzlaştırmayı yahut icadı salık verir. gençler, tüm bu kıymetli temaslardan, özümsenebilir ve elzem tüm bu unsurlardan tam da en verimli yaşları boyunca yoksun bırakılmaktadır; yedi ya da sekiz yıl boyunca bir okula kapatılarak, ona nesnelere ve insanlara dair bütünlüklü ve canlı bir fikir verecek, bunları idare etmenin çeşitli yollarını öğretecek tüm dolaysız ve kişisel deneyimden uzak kalır.
Sayfa 97 - Say yayınları·Kitabı okudu
Kitapçıklar yoluyla tüm bu diplomalılar güruhunu üreten devlet, bunların yalnızca küçük bir kısmından fayda sağlar ve diğerlerini zorunlu olarak işsiz bırakır. Neticede, birincileri beslerken ikincileri hasım saymayı kabullenmek zorundadır. Toplumsal piramidin en üstünden en alt basamağına, basit bir çıraktan profesör ya da öğrenci kıdemlisine, elinde bir diploma bulunduran devasa yığın bugün tüm meslekleri abluka altına almış durumda. Tüccar kendisini kolonilerde temsil edecek bir acente bulmakta onca güçlük çekerken, binlerce aday memuriyet sırasına girmiş bulunuyor. Yalnızca Seine departmanında, kadınlı erkekli 20 bin işsiz ilkokul öğretmeni bulunuyor; tarlaları ve atölyeleri küçük gören bu insanlar, geçinmek için devlete başvuruyor. Kabul görenlerin sayısı pek sınırlı olduğundan, hoşnutsuz olanların sayısı ister istemez muazzam oluyor. Bahse konu bu hoşnutsuz kimseler, liderleri yahut amaçları ne olursa olsun, her türden devrime hazır durumdadır. Kişiye iş bulma konusunda hiçbir faydası dokunmayacak bilgiler edindirmek, onu bir isyancıya dönüştürmenin en teminatlı yoludur.
Sayfa 95 - Say yayınları·Kitabı okudu
Netice itibarıyla, kamusal imgelemi esas harekete geçiren, kendi içlerinde olaylar değil, bu olayların paylaşılış ve sunuluş şeklidir. Eğer bu şekilde ifade etmeme müsaade edilirse, olayların yoğunlaştırılması sonucu, ruhu baştan aşağı işgal ederek takıntıya dönüşen imgeler üretilir.Kitlenin imgelemini etki altında bırakma sanatını bilen bir kimse, onları yönetme sanatını da biliyor demektir.
Sayfa 71 - Say yayınları·Kitabı okudu
Bir fikir çok çeşitli süreçler neticesinde kitlelerin ruhuna nüfuz etmişse, karşı konulmaz bir kuvvete sahip olacak ve altından kalkılması gereken bir etkiler silsilesine yol açacaktır. Fransız Devrimi'yle sonuçlanan felsefi görüşler, kitlenin ruhuna nüfuz edip yaklaşık bir yüzyıl boyunca perçinlenmişti. Bütün bir toplumun toplumsal eşitliğe, soyut hakların kazanımına ve ideal özgürlüklere doğru gerçekleştirdiği atılım, bütün tahtları sendeletmiş ve Batı dünyasını derinden sarsmıştı. Halklar yirmi sene boyunca birbirlerine saldırmış; Avrupa, Cengiz Han'ı ve Timur'u dehşete düşürecek kanlı kıyımlara tanık olmuştu. Zincirlerinden boşanmış bir fikrin nelere yol açabileceği, dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir zaman bu raddede görülmemişti.
Sayfa 65 - Say yayınları·Kitabı okudu