Nasrettin

İnsanın zihinsel durumu (cesareti ve umudu veya bunların yokluğu) ile bağışıklığı arasında ne kadar sıkı bir bağ olduğunu bilenler, ani umut ve cesaret kaybının ölümcül bir etkisi olabileceğini kavrayabilirler.
Sayfa 86 - Okuyan us yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gelecekte bir hedef göremediği için kendini çöküşe teslim eden bir insan, geçmişe dönük düşüncelerle meşgul olmaya başlar. Başka bir bağlamda, şimdiki zamanı tüm dehşetiyle daha az gerçek kılmak için geçmişe bakma eğiliminden bahsetmiştik ancak bugünü gerçekliğinden soyutlamak belli bir tehlike içeriyordu. Kamp hayatından olumlu bir şeyler elde etmeye yönelik fırsatları gözden kaçırmak bu şekilde kolay hale geliyordu ve bu fırsatlar gerçekten vardı.
Sayfa 82 - Okuyan us yayınları·Kitabı okudu
Biz, toplama kampında yaşamış olanlar, barakalar arasında gezerek diğerlerini teselli etmeye çalışan ve elindeki son ekmeği paylaşanları hatırlayabiliriz. Sayı olarak az olabilirler ama her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumunu.   Her zaman bir seçim yaparız. Her gün, her saat bizi özvarlığımızdan, içsel özgürlüğümüzden soyutlamakla tehdit eden güçlere boyun eğmeye ya da eğmemeye yönelik bir tercih sunulur bize ve bu da özgürlük ve onurumuzdan vazgeçerek, tipik bir kamp sakinine dönüşüp koşullarıri oyuncağı olup olmayacağımızı belirler.
Sayfa 77 - Okuyan us yayınları·Kitabı okudu
Çok sonraları o son saatlerde bile kaderin biz son kalan birkaç tutsağı oyuncak ettiğini öğrenecektik. Özellikle de yaşam ve ölüm söz konusu olduğunda insan kararlarının ne kadar belirsiz olduğunu anlayacaktık. Bizimkinden çok uzakta olmayan küçük bir kampta çekilmiş fotoğraflar görmüştüm. O gece özgürlüğe yolculuk ettiğini zanneden arkadaşlarımız kamyonlarla bu kampa götürülmüş ve barakalara kilitlenerek ateşe verilmişlerdi. Neredeyse kömüre dönmüş bedenleri fotoğraflarda tanınır haldeydi. Yine Tahran'daki Azrail'i hatırladım.
Sayfa 73 - Okuyan us yayınları·Kitabı okudu
İnsan yaşamı ve onurunu artık tanımayan ve insanı iradesinden soyutlayarak onu (fiziksel kaynaklarını son damlasına kadar sömürdükten sonra) yok etmeyi planlayan bir dünyada, kişisel benlik en sonunda değerlerini kaybedebiliyordu. Toplama kampındaki bir insan kendisine saygısını korumak için son bir mücadele vermediği takdirde birey olma; aklı, iç özgürlüğü ve kişisel değerleri olan bir varlık olma hissini kaybediyordu. Bu durumda kendini sadece korkunç bir insan kitlesinin bir parçası olarak görmeye başlıyor ve varoluşu, hayvan yaşamı seviyesine iniyordu. İnsanlar bazen bir arada bazen tek tek, tıpkı kendine ait bir düşüncesi ve iradesi olmayan bir koyun sürüsü gibi bir yerden diğerine doğru güdülüyordu. İşkence ve sadizm biçimlerinde ustalaşmış küçük ama tehlikeli bir çete onları her yandan izliyordu. Bu çete, sürüyü ileri geri bağırış, tekme ve düdüklerle durmadan hareket ettiriyordu. Biz koyunlar ise sadece iki şeyi düşünüyorduk: Kötü köpeklerden kaçınmayı ve biraz yemek almayı.
Sayfa 62 - Okuyan us yayınları·Kitabı okudu