Nasrettin

Osmanlı ümmet toplumu, olağan gelişmesini sürdürebilse, derebeylik aşamasından burjuvazi aşamasına geçecek, bu arada da altyapısıyla ve üstyapısıyla ulusal burjuvazisini yaratacaktı değil mi? Yaratamıyor. Bunun türlü nedenleri var, ama en önemlilerinden birisi de, emperyalizmin Osmanlı'nın ümüğüne çökmesi, orada komprador burjuvazisini ve kültürünü geliştirmeyi çıkarına elverişli bulmasıdır. Emperyalizm, aynı şeyi, Rusya'da, İran'da, Hindistan'da ve Çin'de de yapmış: İlkin dinsel ve kültürel kurumlarını iletiyor, orada batı kültürüne uygun bir aydın tabakası yetiştiriyor, sonra bu tabakayı ülkesini sömürmek için maşa gibi kullanıyor. Osmanlı'da emperyalizm için daha da elverişli bir ortam bulunuyordu, zira Müslüman olmayan hayli büyük bır halk kalabalığı emperyalizmin bu yöredeki “temsilcisi” olmaya dünden razıydı.
Sayfa 220 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Avrupa aslında Rusya ve Amerika'da varlığını sürdürmektedir, bu da bir yozlaşma biçiminde olmaktadır. Hele İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, yeryüzü yeni ve büyük bir uyanışı yaşıyor, daha düne kadar esamesi okunmayan halklar, bugün en eski özelliklerini ve niteliklerini “emperyalizm? tarafından atıldıkları çöplüklerden bulup çıkarıyorlar. Dün Batılı gibi hissedemediğinden, Batılı gibi giyinemediğinden, Batılı yaşantısına uyamadığından eksiklenen, nice halk, bugün Batı'nın normlarını ve değerlerini bir yana itmiş, en azından onları kendi kişiliğinin potasında eriterek, yeni bileşimler yapmanın gereğini anlamıştır.
Sayfa 202 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Çağdaş ve gelişmiş denilen batı toplumu, yaşadığımız yüzyılı bir dünya savaşları dönemi yapmakla yetinmemiş, kendi içinde sürekli mutsuzluklar yaratarak kendi bireylerini kendisine yabancılaştırıp umutsuzluğun götüreceği en son iskeleye, ölüme sürüklemiştir. Batı uygarlığının tartışmasız hayranları için, ne büyük bir darbedir bu.
Sayfa 195 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
“Şu meşhur batı uygarlığının bireye yirmi yılı bulan öğretim sonunda sağlayabildiği hayat biçimi, ölünceye kadar dar bir büroda bir yazıhane arkasında oturmaktır.” 1968'den itibaren Amerika'dan başlayarak bütün batıyı saran “itirazcı” gençlik hareketinin ve eylemlerinin kökeninde bu düşünce bulunuyordu. Haksızlar mı? Amerika sözde dünyanın en güçlü, en zengın, en büyük ülkesi, çocuklarına ne sağlayabiliyor: Kıyasıya bir başarı savaşı, birbirinin kafasına basan ınsanlar, bir avuç tekelin çıkarları için dünyanın dört bir yanında, ölmek ya da bir büroda bir yazı masasının ardında ömrünü tüketmek. O tarihte düzeni değiştirmek için devrimci çıkış arayan gençlerin çoğu, “babamız gibi olmak istemiyoruz? demekteydiler. Ne var ki, gelişmiş kapitalist endüstri toplumu bu türden devrimciliklere karşı adamakıllı örgütlenmiştir, 1968 hareketlerinin sonucunu biliyorsunuz, Amerika'da şiddete yönelen zenci Müslümanlar, kara panterler, öteki radikal hareketler, birer ikişer ufalandılar, onların uzantısı sayabileceğimiz Avrupa'dakiler de...
Sayfa 193 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Endüstri uygarlığı, bir yerden sonra, insanı hem düzene, hem topluma, hem kendi kendine yabancılaştırır? Nasıl yalnız ve savunmasız kılar? Batılı toplumlar, bilimle üretimi kaynaştırarak çağdaş teknolojiyi yaratmış; gelişmiş kapitalizm yeni kârlar aradığı için, sürekli yeni ihtiyaçları kışkırtıyor; endüstri toplumunda iş o kerteye varıyor ki adam olmak demek, reklamlardaki hayat standingine ulaşmak demek, filân mobilyalarla döşeli salonun yoksa, araban filân marka değilse, filân tatil köyünde yazlığa gidemiyorsan, git kendini öldür. Bu standingi (yaşama düzeyini) elde etmek, karmaşık endüstri toplumunun çarkları içersinde bireyin kendini harcamasını gerektiriyor. Acımasız olacak, eş, dost, arkadaş, aile, gözü görmeyecek, dostluk, dürüstlük, iyilik, yardımlaşma ne kelime, var mı yok mu başarı, bunun ölçüsü ne belli: Para, ün, mevki! Birey, —hele gelişmiş, aşırı derecede uzmanlaşmış batılı toplumlardabu çarka girdi mi, çok geçmeden hem öteki insanlara yabancılaşıyor, hem kendine. Sistemin ona sürekli olarak tek ve en önemli başarı belirtisi diye gösterdiği şeyleri sağlasa bile doyuma ulaşamaz, çünkü icat edilen ihtiyaçlar sonsuz, oysa kazanılan para daima sınırlıdır. O halde, her reklam edilen ürünle yeni mutluluk vaat edildiği halde, bu gelişmiş endüstri toplumu, gerçekte bir doyumsuzluk ve mutsuzluk toplumu. Çalışıyor, çabalıyorsun, yıllar sonra bir yere geldim sanıyorsun, bir de bakıyorsun ki, arpa boyu yol gitmişsin, önünde daha çok uzun yıllar var, geldiğin yer bir anlam taşımıyor, çaban boş, mutluluk hayal. O zaman içini bir kaçış isteği sarmaz mı? Bu insanlık dışı toplum düzeninden kaçmak... Son yirmi beş yıldır şu söylediklerimi kanıtlayacak çok olay yaşadık.
Sayfa 192 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu