Nasrettin

Sistemin mantığı bu, tarihsel gelişmesi de toplumsal oluşması da, giderilmez çelişkiler taşıyor. Hani bizimkiler şimdi kalkıp endüstrileşmemizde batılı firmalardan ya da ülkelerden yardım göreceklerini filân söylüyor ya, nah şuraya yazıyorum, yardım mardım hepsi hikâye, emperyalist sistemin içinden gelecek her şey mutlaka bir çıkar karşılığıdır, herif bu alışverişten kendisi asıl kârlı çıkmadıkça bize zırnık koklatmaz. Böyle kurulmuştur bu sistem, güçlünün daha az güçlüyü sömürmesi temeline dayanır, bu yalnız kişiler arasında değil, ülkeler arasında da böyledir.
Sayfa 183 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Amerika'nın, genel olarak emperyalist sistemin, ideolojisi liberalliktir. Özgür girişimcilik sözgelişi, ama bu ekonomi düzeyinde; politika düzeyinde de, fikir özgürlükçülüğünü kimseye vermez bunlar, ülkelerinde iyi kötü uygulamaları da vardır. Düşünsenize, yeryüzündeki bloklarına ne demişler, “hür dünya” değil mi? Neden, temelde özgürlükçü sayıyorlar. Özgür bir yaşama biçimi, özgür bir toplum ideolojisi öneriyorlar da, ondan. İyi ama, iş kestirmeden Amerika'nın, (ya da emperyalist sistemin) çıkarlarına dayandı mı, ideoloji ve gerekleri hemen rafa konur, en gözü kanlı diktalar, en aşağılık faşizmler desteklenir, özgürlükçülükle bağdaşması olanakdışı işlere, göz yumulur. “Batılı” “hür dünya” adına Amerika'nın, Üçüncü Dünya'da ne karanlık işler çevirdiğini, bilmeyen kalmamıştır. Çünkü ideoloji olarak, “hür bir dünya”dan yanadır Amerika ama, sistem içerisine aldığı ülkelerin kesinlikle çıkarlarına uymasını politika haline getirmiştir, sen istedigin kadar, “ideoloji” düzeyinde özgürlükçü ol, kendini “hür dünya”dan say; eğer politika düzeyinde Amerika'nın dediklerine ve çıkarlarına kayıtsız şartsız uymazsan, yandın, bakmaz gözünün yaşına, “ideolojisinin” liberallik olduğunu da unutur, sözünden çıkmayacak bir faşizmi pat diye yerine oturtur.
Sayfa 173 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Anadolu yarımadası üzerinde yüz milyonluk bir sanayi ülkesinin varlığı, besbelli bir şey ki, Doğu Akdeniz'deki başka çıkarlar için önemli tehlikeler oluşturur: Hele bu ülke, pazarlarını, çevresindeki henüz sanayileşmede geri kalmış, hiç değilse onun düzeyine ulaşamamış ülkelerle geliştirmek yolunu tutarsa, Ortadoğu'yu geleneksel bir pazar durumuna sokmuş, ya da sokmakta olan emperyalizmleri itiyor demektir. Bu kadarla kalsa iyi, Ortadoğu petrol bölgesidir, bazı endüstrileşmiş ülkelerin petrole ne derece muhtaç oldukları, herhangi bir sürprizi önlemek için gerekirse petrol üreticisi ülkeleri basmayı bile göze aldıkları akılda tutulursa, güçlü bir Türkiye'nin bütün Arap ve Acem petrolü üzerinde handiyse denetleyici bir role yükselmesinden ne derece “gıcık kapacakları” hemen görülür.
Sayfa 170 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Cumhuriyetin ilk kuşaklarından itibaren, Türkiye'de bir Arap düşmanlığı alıp yürümüştür. Temeli de aynı: Birinci Dünya Savaşı sırasında Lawrence'in dağıttığı altınlar, bunlara satılıp Osmanlı'yı çöl savaşında arkasından hançerleyen Arap şeyhleri! Bunda hiç kuşkusuz gerçek bir yan bulunuyordu, bulunuyordu ama, İngiliz emperyalizminin bölgedeki petrol çıkarlarını güven altında tutmak için Türklerle Araplar arasında sürekli bir düşmanlığı körüklemenin ne kadar yararlı olacağı da açıktı. Bunu ne zaman anladım bilir misiniz, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, ilk tanışmak olanağını bulduğum Mısırlı aydın solcular, bana Türkiye'nin Araplara ihanetinden söz ettikleri zaman!” Aaa, adamlar bizim onlara yakıştırdığımız kusurların aynını, bize buluyorlardı: Onları yalnız bırakmışız, terk etmişiz, batılı olmuşuz, gâvur olmuşuz filân!
Sayfa 162 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu

Nasrettin

, bir kitap okudu
7/10
·323 syf.·
2025 6. kitabı
Attila İlhan
8.8/10 · 722 okunma