Roman, işgal altındaki İstanbul’da ahlaki yozlaşmayı, Batı hayranlığının aşırılığa kaçmasını ve milli değerlerin erozyonunu anlatır. Başlıktaki “Sodom ve Gomore” göndermesi, kutsal metinlerde geçen günahkâr şehirleri simgeler; yazar İstanbul’u bu şehirlerle özdeşleştirerek dönemin çürümüşlüğünü vurgular.
Olay Örgüsü
Hikâye, işgal yıllarında üst sınıf çevrelerde yaşayan insanların ilişkileri üzerinden ilerler.
Ana karakterlerden Leyla, Batılı yaşam tarzına hayran, yüzeysel bir figürdür.
Necdet ise daha idealist, milli değerlere bağlı bir karakter olarak onun karşısında konumlanır. ( Kitabın girişinde Necdet daha milli bir duruş segilerken ilerleyen bölümlerde yılkılaşmış, soysuzlaşmış ve çürümüştür.
Leyla’nın yabancı subaylarla kurduğu ilişkiler ve çevresindeki insanların çıkarcı tavırları, toplumun genel yozlaşmasının bir yansımasıdır.
Karakter Analizi
Leyla: Yozlaşmanın sembolüdür. Batı’ya duyduğu hayranlık, kimlik kaybına dönüşür.
Necdet: Ahlaki ve milli duruşu temsil eder; yazarın düşüncelerine en yakın karakterdir.
Yan karakterler: İşbirlikçi elitler, çıkarcı bürokratlar ve işgal güçleriyle içli dışlı tipler üzerinden toplumsal eleştiri derinleştirilir.
Temel Eleştiriler
Yakup Kadri bu romanda:
Körü körüne Batılılaşmayı eleştirir
Ahlaki çöküşü ve kimlik kaybını sorgular
İşgal altındaki toplumun pasifliğini gözler önüne serer
Romanın dili zaman zaman ağır ve betimleyicidir; bu da atmosferin karanlığını güçlendirir. Mekân olarak İstanbul’un seçilmesi ise sembolik bir anlam taşır: bir medeniyetin merkezinin çöküşü.
Anlatım ve Üslup
Yazar, realizmle birlikte yer yer sembolik anlatımı kullanır. Tasvirler yoğun, eleştiri doğrudan ve serttir. Özellikle sosyal çevrelerin iç yüzünü gösterirken ironiden de yararlanır.
Değerlendirme
Sodom ve Gomore, sadece bir aşk