“𝘝𝘦 𝘣𝘦𝘬𝘭𝘪𝘺𝘰𝘳𝘴𝘶𝘯,𝘰 𝘵𝘦𝘬 𝓼̧𝘦𝘺 𝘨𝘦𝘐𝘴𝘪𝘯, 𝘴𝘦𝘯𝘪𝘯 𝘺𝘢𝓼̧𝘢𝘮ı𝘯ı 𝘴𝘰𝘯𝘴𝘶𝘻 𝓬̧𝘰𝓰̆𝘢𝘐𝘵𝘴ı𝘯 𝘥𝘪𝘺𝘦.”
Rainer Maria Rilke
•|Beklemek,beklemek ve beklemek…Umutla,ısrarla ve biraz da inatla harmanlanmış bir istekle beklemek…Bir şeyin olmaması..Ama tekrar beklemeye devam etmek …Çünkü beklenen şey bir gün mutlaka gerçekleşecektir öyle olmak zorundadır.Ve işte hayat tam olarak o noktada bitecek ve asıl da o noktadan başlayacaktır.İşte ele alacağımız bu kitap da tam olarak bunu anlatıyor…
Bekleyişlerin,umudun ve yalnızlığın romanı: Tatar Çölü
Kitaba giriş yapmadan önce çok kısa bir yazara değinmek istiyorum:
•|20’nci yüzyılın en büyük yazarları arasında kabul edilen Dino Buzzati aynı zamanda hukuk mezunu,ressam şair ve gazetecidir. Öykü türündeki başarısından dolayı İtalyada oldukça prestijli bir ödül olan Strega ödülünü almıştır.Ülkesinde italyanın Kafka’sı olarak tanımlanır.
•|Kitap genç teğmen Giovanni Drogo’nun kitapta kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olarak tanımlanan sınırda yer alan Bastiani Kalesi’ne atanmasıyla başlar.Kendisine hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir kaleye ulaşma yolculuğunda bulur kendini.Köprüdeyken kaleden biri olduğunu tahmin ettiği yüzbaşı Ortiz ile karşılaşır.Karşısındaki yüzbaşında farkında olmadan kendi geleceğini görür.Yüzbaşı ise bu hevesli gençte kendi kaleye ilk geldiği zamanları içten içe anımsar.Bu kısma özellikle değinmek istememin nedeni bu kısmın geçtiği yer olan köprü metaforu.Köprü burada “eşik “ kavramını simgeliyor gibi geldi bana.Drogo eski hayatına tam da bu noktada veda eder.Ve yüzbaşıyla birlikte bilinmezliklerle dolu hayatına yeni adımlar atarak ilerlemeye devam eder.
Bastiani kalesi…
Kuzeyinde ıssız bir çöl…
Tatar çölü…
•|İlk başta yazarın italyan olduğunu bildiğimden dolayı tatarlarla bu kitabı bağdaştıramamıştım.Ancak okudukça yazarın tatarları seçmesinin tek