Kitap okumak yaşananları köşe başından izlemek gibi. Yandaki bankta dinlemek. Kitabın kendisine aşık olmak belki hissettiğim. Okumasamda elimde tutmak, çantamda taşımak, dizime koymak başka nasıl açıklanabilir. Aşk bu sanki. Roman okuyup şiire gönül vermek. Kahve yapıp içmeyi unutmak. Okumanın kendisi aşk. Kurşun kalemle altını çizmek, sayfayı katlayınca kolunu kırdın gibi hissetmek. İnsan uzak geliyor kitaba daha çok düştükçe, hiç zararınıda görmedim hani. Hikayeyi bırakıp ayracı koyup kitabı kapattığımda aklımdan çıkmayan "acaba şimdi öteki sayfada ne oluyor? Ne dedi?" başka ne ola ki. Aşk bu değil mi? Boş zamanında okumak değil okumak için zaman ayırmak. Hayata koşarken uzak kaldıktan sonra eline alınca özlediğini hissetmek. Kim yazmış olursa olsun, ne yazmışsa, kapağı soluk, sayfaları eskimiş, sıkılarakda olsa yada dolu dizgin bir heyecanla. Merak etmek, özenmek, özlemek, kıyamamak. E işte bu düpedüz Aşk.
Yoksa aşk başka birşey mi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım