Katıksız ve yoğun koku içimi ısıtıyordu, adeta kendi kendime sığınıyordum, başka kocaman ve güven verici bedenlerin arasında, kendi iri ve güven verici bedenime sığınıyordum. Bu koku beni her şeye karşı koruyordu, benliğimi en derinlerinden geliyordu, sanki yuvama geri dönmüştüm.
Geniş bulvarlarıyla şehir açık bir mekana, bir vitrine dönüşmüş, sınıflar arasındaki karşıtlık görünür hale gelmişti. Belki de bu yüzden Baudelaire yoksullardan bir "gözler ailesi" olarak söz eder. Şairin vitrine bakışıysa, ışıklı vitrinlerin önünde sıkıntısını gideren bir aylağın bakışıdır. "Bir aylak hiçbir şey yapmaz," der notlarında, "alay etmenin dışında."