Tesellinin geçerliliğini çoktan yitirdiği safhaya gelmişlerdi anlaşılan, günlerdir dudaklar mühürlü, çeşitli şakalar ve komikliklerle savuşturulan hüznün kocaman gövdesiyle artık ortama hâkim olduğu, sıkı sıkı içerde tutulan duyguların artık kendini koyuverdiği dakikalara erişmişlerdi.
Allan Karlsson'un babası hem düşünceli hem sinirli bir yapıya sahipti. Ailesi içinde hep düşünceliydi fakat genel olarak toplum kavramına ve toplumu temsil eden herkese karşı sinirliydi.
Ben çok okudum diyemesem de okudum. Ne sürmenaj oldum ne kafayı üşüttüm. Ama yanlış okudum sanırım ya da yeterince derin okumadım ki, okuduklarımın yaşamla baş etmeme bir yararı olmadı. Yaşamın değişim hızı benim okuma hızımdan daha yüksekti.
Gerçeğin kendisinden emin olamadığımız bir çağda yaşıyoruz çünkü. Bir kurcalıyorsunuz, her şey bir şeylerle ilgili çıkıyor. Sürekli bir yalan üretimi. Neye inanacağımızı bilemez hale geldik.