Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gibi Gibi
Birazdan bir kadın gelip karşımdaki sandalyeye oturacak ve ben ona aşık olacağım. Daha önce hiç görmediğim, adını bile bilmediğim bir kadına hem de. Kadını tanımıyorum ama kendimi tanıyorum çünkü. Hayatım boyunca hep böyle oldu. Okulda, mahallede ve meslek hayatımda tanıdığım her kadına aşık oldum ben. Hep sevdim, sevildiğimi hiç bilmiyorum. Bilmiyorum diyorum, belki de platonik olarak sevenler olmuştur. Sevgilim hiç olmadı. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, hiçbir kadın beni reddetmedi. Bununla övünecek değilim. Çünkü hiç birisine açılamadım. Böyle bir cesareti kendimde bulamadım. Tabii bunda çirkin olmamın etkisi büyüktü. Çirkin bir adamım ben. Göreceli bir çirkinlik değil bu. Herkese göre çirkinim. İnsan kendisini beğenmezse çatlar derler ya o da yalan. Ben kendime göre de çirkinim. Aslında yüzümdeki organlara tek tek bakıldığında güzel sayılırlar. Gözüm güzel, dudağım güzel, kulaklarım güzel. Ama bunlar toplanıp bir araya geldiklerinde ortaya çirkinlik çıkıyor. Yüzümde kolektif bir uyum yok. Gerçi diğer organlar ne yapsın? Ben de bir burun var, Allah düşmanımın başına vermesin! Hangi organın yanına koysan, diğerini de çirkinleştiriyor. Yiğit lakabıyla anılır. Benim lakabım da Burnu Büyük Bekir. Mecazi anlamda değil ama gerçek anlamda burnum büyük. Kocaman bir burnum var benim. İnsanlar gözünü, burnunu, dudağını ya da kulaklarını görmek için aynaya bakar ya, ha işte ben burnumu görmek için aynaya bakmıyorum. Burnum hep gözümün önünde, "Ben buradayım Bekir" diyor. Bir yeri ya da varlığı göreceğim zaman ilk olarak burnumu görüyorum. Mesela sizler sabahları gözünüzü açınca ilk ne görürsünüz? Birçoğunuz tavanı, yastığı ya da yorganı görür. Ben gözümü açınca ilk olarak burnumu görüyorum. Hem de tüm ayrıntılarıyla. Tabii burnu büyük olmanın avantajları da yok
Necip G. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Çok tavsiye edebileceğim bir eser değil. Çok akıcı gelmedi bana, biraz da sündü elimde hatta... Öykünüz çok daha keyifli:) Ben teşekkür ederim, sağlıcakla kalın...
Gibi Gibi
Birazdan bir kadın gelip karşımdaki sandalyeye oturacak ve ben ona aşık olacağım. Daha önce hiç görmediğim, adını bile bilmediğim bir kadına hem de. Kadını tanımıyorum ama kendimi tanıyorum çünkü. Hayatım boyunca hep böyle oldu. Okulda, mahallede ve meslek hayatımda tanıdığım her kadına aşık oldum ben. Hep sevdim, sevildiğimi hiç bilmiyorum. Bilmiyorum diyorum, belki de platonik olarak sevenler olmuştur. Sevgilim hiç olmadı. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, hiçbir kadın beni reddetmedi. Bununla övünecek değilim. Çünkü hiç birisine açılamadım. Böyle bir cesareti kendimde bulamadım. Tabii bunda çirkin olmamın etkisi büyüktü. Çirkin bir adamım ben. Göreceli bir çirkinlik değil bu. Herkese göre çirkinim. İnsan kendisini beğenmezse çatlar derler ya o da yalan. Ben kendime göre de çirkinim. Aslında yüzümdeki organlara tek tek bakıldığında güzel sayılırlar. Gözüm güzel, dudağım güzel, kulaklarım güzel. Ama bunlar toplanıp bir araya geldiklerinde ortaya çirkinlik çıkıyor. Yüzümde kolektif bir uyum yok. Gerçi diğer organlar ne yapsın? Ben de bir burun var, Allah düşmanımın başına vermesin! Hangi organın yanına koysan, diğerini de çirkinleştiriyor. Yiğit lakabıyla anılır. Benim lakabım da Burnu Büyük Bekir. Mecazi anlamda değil ama gerçek anlamda burnum büyük. Kocaman bir burnum var benim. İnsanlar gözünü, burnunu, dudağını ya da kulaklarını görmek için aynaya bakar ya, ha işte ben burnumu görmek için aynaya bakmıyorum. Burnum hep gözümün önünde, "Ben buradayım Bekir" diyor. Bir yeri ya da varlığı göreceğim zaman ilk olarak burnumu görüyorum. Mesela sizler sabahları gözünüzü açınca ilk ne görürsünüz? Birçoğunuz tavanı, yastığı ya da yorganı görür. Ben gözümü açınca ilk olarak burnumu görüyorum. Hem de tüm ayrıntılarıyla. Tabii burnu büyük olmanın avantajları da yok
Necip G.
Tam da Reşat Nuri’nin Miskinler Tekkesi’ni okuduğum bir dönemde denk geldim öykünüze. Orada da baş karakterin kafası vücuduna göre hayli büyük ve kitabın ilk bölümlerinde mizahı bir üslupla tamamen bu ‘kusurunun’ hayatındaki yansımalarından bahsediyor. Sizin öykünüz çok daha güncel öğelere sahip tabii ki... :) Okuması çok keyifliydi. Emeklerinize sağlık Mustafa hocam, ilhamınız bol olsun... Yeni öykülerde buluşmak dileğiyle...
8/10
·187 syf.··
2018 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2018 15:44
İncelemeye başlamadan önce sizinle bu kitapla ilgili çok şaşıracağınız, sıra dışı bir bilgi paylaşmak istiyorum: Dostoyevski bu kitabı kumar borcunu ödemek için sipariş üzerine sadece 25 gün........ Kızmayın hemen, küçük bir şakaydı arkadaşlar... :) Bu kitap hakkında konuşurken bu bilgiyi vermeyenleri Sibirya'ya kürek cezasına gönderiyorlarmış... Açıkçası Dostoyevski'nin bir kitabı hangi amaçla kaç günde yazdığı beni çok alakadar eden konular değil. Diğer Dostoyevski kitaplarında olduğu gibi sırası gelince aldım, okudum, okurken baya keyif aldım ve bitirip tekrar rafa kaldırdım. Kitaplarla ve yazarlarla bu ilişkinin ötesine geçmek beni oldukça zorlayan bir konu. Neyse, son olarak bir de harika bir Dostoyevski etkinliği tertip eden ve bu etkinlik için ciddi mesai harcayan sevgili Quidam 'a da içten bir teşekkür göndererek incelemeye geçiyorum... İtiraf etmem gerekir ki, kitabı elime alana kadar kafamda bambaşka bir senaryo kurmuştum. Kitabın adı Kumarbaz ya, işte ilk bakışta zihnimde Mel Gibson'un oynadığı Maverick filmindeki gibi sahneler canlandı. Sanıyorum bir Dostoyevski romanı ile karşı karşıya olduğumu yeterince idrak edememişim. Kitabı okumaya başladıktan sonra her şey yerli yerine oturmaya başladı... Yine sorular, sorgulamalar, detaylar, tespitler, tahliller peş peşe gözlerimin önünden geçti... O yüzden kitabı henüz okumayanlar ve okumayı düşünenler için paylaşmak istedim bu bilgiyi de... Yani karşınıza Kıbrıs'ta makinenin başında kol çeken Serdar Ortaç ya da Çarkıfelek'ten kazandıklarını bir başka Çarkıfelek olan Rulette ezen Mehmet Ali Erbil gibi karakterler çıkmayacak, içiniz rahat olabilir bu konuda... Benim gördüğüm kadarıyla kumar tutkusu, o çaresizlik duygusu ve her kumarbazın başından geçebilecek o malum olaylar kitabın
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,7bin okunma
Seda isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Çok teşekkür ederim Seda hanım, vakit ayırdığınız için... Beğenmenize çok sevindim:) Keyifli okumalar dilerim...