“İnsanın başka bir insana değer verebilmek gibi doğal bir yeteneği vardı. Dolayısıyla bu konuda bir eksikliği yoktu. Ancak verdiği değer, diğer insanla arasındaki mesafeye göre değişiyordu. İnsana değer vermeye en yakınından başladığı için kendisine uzak olanlara karşı hiçbir şey hissedemiyordu. Hatta bu yüzden, mesafe belli bir kilometreyi aşınca, insanın gözünde diğer insanlar tektipleşiyor, hatta nesneleşiyordu.”
“…Cemal Süreya bakın nasıl bitiriyor konuşmasını: "Mustafa Kemal bir temeldir. Bir yöndür. Yapılmış, her şeyi bitmiş bir bina değildir. Onu ancak devam ettirerek, sürdürerek sevebiliriz. Kendisine yeni şeyler, yeni değerler ekleyerek sevebiliriz. Yalnız yüreğimizle değil, aklımızla da sevelim. Mustafa Kemal en büyük zaferini o zaman kazanmış olacak, işte o zaman..."
Bir cam kırıldı uzakta
Ta uzakta, içimde bir cam kırıldı
Bütün şiirler anlamsız şimdi
Resimler renksiz, şarkılar ruhsuz
Hiçbir şey artık avutamaz beni
Bakın, bir çağ devriliyor içimde sersefil
Son şair de kırdı son kalemini
“Belki tek eksiğim bu oldu. Daima evin uslu çocuğu kaldım. Kendimi gizledim ve düşündüğümden başka türlü hareket ettim... Daha doğrusu kaçtım. Daima zihnimin bir köşesinde yaşadım.”
“Her bulduğum yerde yitiriyorum seni
Yanı başımda öldüğün oluyor kimi gün
Ya da ben ölüyorum sessizce gözlerinde
Bir yaprak kımıldıyor hafiften
Bu sessizlik bir kasırga başlangıcı Kükremeye hazırlanışı denizin
Bu, aslanların sarı, vahşi gözlerindeki ölüm parıltısı
Bu bir yerde erimek
Apansız yok olmak belki de
Ve sonra susmak, susmak yüzyıllar boyu Beni unuttuğun bir uzak çizgide “