"Dolayisiyla birkaç gün, birkaç hafta
yürüdüğümüzde sadece mesleğimizi,
komşularimizi, iliskilerimizi,aliskanliklarimizi,
tedirginliklerimizi değil, kaotik kimliklerimizi,
yüzlerimizi ve maskelerimizi de geride birakiriz. Artik hiçbiri tutunamaz çünkü
yürümek bedenden baska bir sey istemez.
Bilginiz, okumalariniz, iliskileriniz burada ise
yaramaz. Yürümek için bir çift bacak, görmek için de bir çift merakli göz yeterlidir.
Yürüyün, bir başınıza, ister dağların üstünde
ister ormanin içinde. Tepeler ya da yemyesil sık dallar için hiçbir sey ifade etmezsiniz, bir hiçsinizdir. Bir rolünüz, mevkiniz, hatta
kişiliğiniz bile yoktur artik, yollardaki sivri taşlar, hafifçe sürtünen uzun otlari ve
rüzgarin ferahligini hisseden bir bedenden
ibaretsinizdir. Yürürken dünyanin simdisi de
yoktur gelecegi de, sadece sabah ve aksam döngüleri vardir. "