Neslihan Ergönen

Neslihan Ergönen
@Nesbal
16 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı

Neslihan Ergönen

, bir kitap okudu
7/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
Chris Cleave
7.9/10 · 6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
“İki Darbe Arasında” kitabını okumaya başladığımda kapağından mıdır, isminden midir bilmem ama sanki biraz sıkıcı olacak ve okumak için kendimi zorlayacakmışım gibi hissetmiştim. Son zamanlarda okuduğum politika kitapları biraz az akan, okumak için çaba sarfettiğim kitaplardı. Gerçi bu kitabı tam olarak politika sınıfına sokmak yanlış olur. İçinde dönemin politikasından çokça bahsediyor olsa da kitap aslında bir anı kitabı. . 80 darbesi sonrasında üniversitede öğretim üyesi olarak çalışırken kadrosuzluktan dolayi bir türlü istediği pozisyona gelemeyen İskender Pala’nın askeriyeye girişine ve emekliliğine aylar kala askeriye ile ilişiğinin kesilmesine kadar geçen sürece tanık oluyoruz. 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat öncesindeki dönemi kendi tecrübeleriyle anlatıyor yazar. Askeriyede dindar olmanın kabul edilemez olduğu bir dönemde iş bilgisi ve işine olan sadakati ile ayakta kalmaya çalışmış. Ancak bu özellikleri bile kendisini kurtarmaya yetmemiş ve belli çevreler askerlikle ilişiğinin kesilmesini sağlamış. . Anı kitapları ile ilgili yorum yapmak bana hep biraz garip gelmiştir. Sonuçta kişi kendi anılarını kendi bakış açısı ile anlatır. Yazar ne hissettiyse onu yazar ve noktayı koyar. . Ancak İskender Pala kitabının bir bölümünde okuyucuyu kendi yerine geçmeye davet etmiş. Ben de bundan güç alarak yazıyorum: Haksızlık hiçbir koşulda kabul edilebilir bir şey değildir. Ama ben kendime askeriyeye uygun olup olmadığımı sorardım. Pala, o dönemde orduda hiç tanıdığının olmadığından ve ordu ile ilgili pek bilgisi bulunmadığından bahsetmiş. Ama ordunun din ile olan mesafesi her zaman aşikar olmuştur, pek gizli saklı tutulmamıştır. Buna rağmen girmesi ya üniversitedeki kadro sorunundan kaynaklanan çaresizliğinden ya da bir şekilde bunun üstesinden gelebileceğine olan inancından
Edebiyat
İki Darbe Arasındaİskender Pala · Kapı Yayınları · 20185,4bin okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
Brida okurken bana çok keyif verdi. Herkesin ilgisini çekmeyebilecek bir konu aslında. Genç bir kadın olan Brida’nın büyücülük yolunda başından geçenler olarak özetleyebiliriz. Ama Paulo Coelho’nun anlatımı o kadar şiirsel bir hale dönüştürüyor ki kitabı. Simyacı’yı okumuş olanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. Simyacı da çok kısa bir roman olmasına rağmen insanı derinden etkileyen ve etkisi kolay geçmeyen bir kitaptı. Brida da belki bir Simyacı olmasa da benim için kesinlikle akılda kalıcı kitaplardan biri oldu. Özellikle büyü, reankarnasyon gibi konulara ilginiz varsa kesinlikte okumalısınız. Ben cadılıkla hıristiyanlığın kol kola gitmesini biraz garipsedim. Uzman olmamakla birlikte büyücülüğün pagan kökleri olduğunu ve bu köklerin de tek tanrılı dinler tarafından kesin bir dille reddedildiğini öğrenmiştim hep. Din konusunda çok katı fikirleriniz varsa biraz deli saçması ve sapkın bulmanız da olası tabi. Brida’nın ruh eşini bulma çabaları sırasında büyücü ile yaşadıkları bence çok ama çok sıcacık ve içten. Büyücü’nün Brida’ya yaklaşımı, olacakları etkilememek adına kendine hep sınırlar koyması çok etkileyiciydi. Sırf o bölümler için bile okunabileceğini düşünüyorum. Büyücü’ye hayran olanlar için sonu çok tatmin edici olmasa da, bittiğinde “Aaa, ne çabuk” hissiyatı uyandırsa da okuyun derim ben...
Edebiyat
BridaPaulo Coelho · Can Yayınları · 20153,961 okunma
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Yazarlarından biri Türkiye’nin tarihçi kimliği ile de tanınan en tanınmış gezi rehberi, diğeri ise yılların gazetecisi olunca ortaya gayet kolay okunan, olmazsa olmazlara değinip sizi çok güzel yönlendiren bir gezi rehberi çıkmış. Kitap önce Türkiye’nin coğrafi bölgelerine sonrasında ise bu bölgelerde bulunan ve yazarlarca Türkiye’de gezilmesi gereken ilk 101 yer arasında olmaya hak kazanan yerlere ayrılıyor. Bu 101 yerin her biri ile ilgili tarihi ve coğrafi genel bilgiler verildikten sonra nasıl gidileceğine, neler yapılabileceğine, nerede kalınıp nerede yemek yenilebileceğine ve neler alınabileceğine değiniyor. Tabii ki yazarlar bu konuda bir not düşmeyi de ihmal etmemişler: Önerdikleri kalacak yerler ve restoranlar o dönemdeki en iyi ya da en dikkat çekici yerler. Ancak, hizmet kalitesi bu yıldan gelecek yıla bile düşebilecekken ve bu esnada daha yeni ve güzel yerler açılabilecekken, konaklama ve yiyecek içecek tesislerine biraz daha dikkatli yaklaşıp ek araştırma yapmakta fayda var. Fatih Türkmenoğlu’nun yazdığı bölümler genel olarak daha gündelik, kafa dinlendirip keşif yapmaya yönelikken; Saffet Emre Tonguç’un yazdığı bölümler biraz daha tarihi detaylara inip, geçmişten günümüze uzanan bir periyot için bilgilendirici bir rehber olmuş. Kim o dönem için neye ilgi duyuyorsa o bölümlerden daha zevk alacaktır. Örneğin tarih meraklısı biri olarak ben hızımı alamayıp daha çok öğrenmek için kitapta yazan yerleri bir de kendim araştırırken buldum kendimi. Kitap genel olarak çok doyurucu. Keşke daha çok fotoğraf olsa diye düşünülebilir ama o zaman da ansiklopediden hallice olurdu sanırım.
Kültür-Sanat
Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 YerFatih Türkmenoğlu · Boyut Yayın Grubu · 200712 okunma