Göçük altında kalmış bir baba örneğin, kızından bulundukları karanlık odanın bir sinema salonu olduğunu hayal etmesini ister. Onlarca metre uzaklıktaki ufacık bir çatlaktan sızan ışığın aslında bir projeksiyon makinesinden geldiğini, şimdi dikkatle o ışığa bakıp, anlatacağı hikâyeyi bir film gibi gözünün önünde canlandırmasını söyler.
... "çocuk olmasa" ikisinin de birbirinin yüzünü görmeye dahi tahammül edemeyeceklerini öğrenmiştim bile. Güzel bir haberdi bu. Demek ki dışarıdaki hırgürü bitirmem an meselesiydi. Kendimi camdan atıvermem her şeyi çözecekti.
Devlet mahkemesinin görevi genel ahlak kural ve geleneklerini acımasızca korumaktır. Bu da onun insanları affetmesini değil yargılamasını gerektirir. Kaldı ki resmi kimliği olmayan ben, neden savcının rolünü üstleneyim? Ben savunmayı tercih ediyorum. İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.