İncelemeye kitabın giriş cümlesi ile başlayacağım. Son cümlesi ile de bitireceğim.
"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."
Hayatta birçok an yaşıyoruz. Çoğunlukla da o anların kıymetini bilmiyoruz bu bir gerçek. Peki o "an" hayatta yaşadığınız en güzel anıysa ve bir daha karamsar bir şekilde devam edeceksek hayata..
Zaman
Evet doğru zaman yanlış insan veya yanlış insan doğru zaman kavramına da değinmek istiyorum bu kitapta. Eskiden buna inanırdım ve kendimi avuturdum. "Doğru insan ama zaman yanlış" derdim mesela ama o iş öyle olmuyormuş. Zaman da doğruydu insan da. Bazı hayat tecrübelerini öğrenmek için doğru zamandı ve doğru insandı. Kemal ile Füsun birbirleri için doğru insanlardı evet karşılıklı bir aşka sahiptiler ama bir şeylere hep geç kalındı. Kemal'in korkaklığı, sonradan gelen ve hiçbir halta yaramayan cesareti. "Ben seni değil, resmini seviyorum" klişesinde yer aldığı gibi: "Ben seni değil eşya toplamayı seviyorum be kızım. Bak bunlar elinin değdiği kapı tokmakları, bunlar dudağının dediği sigara izmaritleri..." Ah be Kemal ah be Kemalim kadının kendisi karşında duruyor takıntılı bir şekilde şuna gözü değdi, şuna kulağı... Ortada karşılıksız bir aşk da yok sonuçta. Evet hoşa giden de bir durum ama takıntılı derecesinde. Aşk da bir takıntılı olma hâli değil mi zaten? Nermin Yıldırım'ın Unutma Dersleri'ni okuduğumda orada bir alıntı vardı aşkı obsesif kompulsif bozukluğa benzetiyordu yazar işte durum tam olarak bu, bir hastalık.
Umut
Bir diğer değinmek istediğim kavram ise "umut". İnsan neden umut eder ve bunu en fazla ne kadar sürdürebilir. Bu umudu bir insana karşı besliyorsanız bunu bir ömür boyunca yapabilir miydiniz? Ona dokunamadan sadece gözlerinin içine bakarak 8 yıl boyunca elbet bir gün kavuşacağız diyerekten haftada neredeyse dört gün evlerine