Fakat elinin altındaki ilkelere şu iki ilkeyi de ekle: Birincisi, şeyler ruha temas etmez, daima onun dışında ve hareketsizdirler; bütün kaygilarimiz içimizdeki düşüncelerden doğar. ikincisiyse gördüğün hemen hemen her şey kısa sürede değişecek hatta artık var olmayacak. Böyle ne kadar çok değişikliğe bizzat şahit olduğunu hiç aklından çıkarma. Dünya değişimdir, yaşamsa kanaat.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdiye kadar, nasıl bir düzenin parçası olduğunu ve düzeni muhafaza eden akışın ne olduğunu temellendirmediysen, bundan böyle bunları idrak etmeye ihtiyacın var ; eğer zihnindeki sisleri aydinlatmak için kullanmazaan sana sınır çizen zamanın da belirlenmiş bir sınırı oldugundan o gidecek, sen gideceksin ve bu yaşamın tekrarı mümkün olmayacak.
... Fakat tanrılara söylenen biri olarak değil de lütufkâr, dürüst ve kalpten gelen bir minnettarlikla ölebilmek için kitaplara duyduğun açlıktan kurtul.
İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktir. Kısaca tüm beden bir nehir gibidir ruh ise rüya ya da hülya gibidir: Hayat savaşa ve bir yolcunun geçici konaklamasina benzer; ölümden sonra ün de unutulur.