Bir masaldan fazlası, ezilenlerin sömürülenlerin yok sayılanların hikayesi. Aynı zamanda umudun ,inancın ve direnişin öyküsü. Bizlere güç ile vicdan arasındaki ince çizgiyi hatırlatır. Özellikle” zulüm ne kadar büyük olursa olsun bir gün karıncalarda yürür” kesitin de olduğu gibi inancın zulmü yerle bir edeceği sonucuna varırız.
Karakter bazlı düşündüğümüz zaman da kırmızı sakallı topal karınca despotluğa karşı halkının kendi içinde çıkardığı sesin sembolüdür. Bu karşı çıkışta silaha şiddete sarılmaz sözün gücüne inanır.
Filler sultanı ise gücün sarhoşluğuna kapılan bir iktidar olarak tanımlanmıştır. Günümüzde halkını unutan yöneticilerin birer yansımasıdır filler sultanı. Her şeyi kendi çıkarına göre dizayn etmek isteyen bir düzenin yüzüdür. Yaşar Kemal aslında bu kitabında bizlere şu mesajı vermektedir: Güçlü olan haklı değildir; haklı olan güçlüdür.
Bu eserinde yazar yalnızca baskıcı düzeni ve direnişi anlatmakla kalmaz aynı zamanda toplumların vicdani duyarlılığını nasıl yitirebildiğini gösterir bize. Yani fillerin güçlü olduklarını bilerek bu güçlerini karıncaları ezerek sergileyebileceklerini düşünmeleri ve bunu uygulamaları
Onların zulmü karşısında başta karıncalar olmak üzere
herkesin uzun süre suskun kalması günlük hayatımızda sıklıkla rastladığımız bir durumdur. Yaşar Kemal tam da burada bizlere şu soruyu yöneltmiş gibidir” ezilenlerin sessizliği zulmün bir parçası değil midir?”
Bu yüzden karıncaların uyanışı fiziksel bir uyanış değil vicdani bir uyanıştır.
Kitaptan bugüne düşen pay “ vicdan güçten daha büyüktür, gücün adaletsizliğe dönüştüğü yerde çürümeye başlar bu çürüme sadece ezilenleri değil zalimi de tüketir. Adaleti bekleme; talep et,kur,yaşat.”
Kendisini değer veren her ruh aşırı uçta bir yaşam arzular. Verilenden ancak köleler tatmin olurlar. Çocuklar fazlasını isterler. Daha fazla zafer kazanmak isteyenler delidirler çünkü her zafer…