"116
Biraz bal, biraz güneş al avucumdan
yatıştırmak için kalbini
dinleyerek Persefone'nin arılarını.
İpini çözemezsin bağlı olmayan teknenin,
duyamazsın kürklü gölgelerin sesini,
korkusuz geçemezsin hayatın sık ormanından.
Bize kalan öpücüklerdir ancak
kovanlarından ayrılınca ölen
küçük arılar gibi parçalanmış.
Saydam gecenin derinliklerinde hâlâ vızıldıyor onlar,
dağdaki karanlık ormanda yuvalarındaymış gibi,
pırıl pırıl, benekli ve geçmişte.
Ama sen kalbine as benim kaba hediyemi,
ölü arılardan bu yalın gerdanlığı
bir zamanlar baldan bir güneş yaratan."
(Kasım 1920)
C. Ç."