Can Yücel’in Sevgi Duvarı’nı okuduğumda kimi zaman gülümsedim, kimi zaman durup boşluğa baktım. Ağzındakini çekinmeden söyleyebilen böylesi şaire rastlamak nadir bir durumdur. Bu yüzden, kendine özgü tarzını yakalamış, kendi dil ve üslubunu kuran sanatçılar özeldir zannımca. Can Yücel, halk dilini kullanan bir baba gibi yazmış şiirlerini. Argo, bir insanın diline ne kadar yakışabiliyorsa o kadar yakışmış. Ne kadar öfkeli olsa da yazarımızın kırıldığı çok belli. Ama bu öfke sevgiden mi kaynaklı, bilemiyoruz. Kırıldığı için de öfkeli olabilir nitekim. Ceviz misali, kabuğu ne kadar sert olsa da iç çekirdeği hassas ve yumuşaktır. Duygusal bir adam olduğuna inanıyorum. Şey gibi hani: “Agresifim, kompleksliyim amma perdelerimi kaldırdığımda da kedi gibi insanım.”
Bir diğer nokta ise onun dil ve kelime haznesi. Çok dilli (polyglot) olduğu âşikâr. Argosunu bir kenara bırakırsak, bir sözlük gibi kimsenin duymadığı, bilmediği kelimeleri bilmesi; onun renkli ve geniş kelime yelpazesini açıklar nitelikte. Babası Hasan Âli Yücel’in şair ve çevirmen olması nedeniyle Can Yücel de kitapların ve edebiyatın içinde büyümüştür. İlginç olan ise babasının resmî ve ciddi üslubunun yanında Can Yücel’in tam aksine dobra ve serseri bir edaya sahip olmasıdır.
Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar