Olanlar ve bitenleri, ölenler ve gidenleri, yani hiçbir şeyi, henüz hiç anlayamadığım için herhangi birinde odaklanamıyorum. Anlatamıyorum da dolayısıyla. Kafam dünyadan o kadar uzağa gitti ki, nereye gitti hiç bilmiyorum.
Umutsuz insan kendini bir çemberin içinde hisseder ve nereye dönerse dönsün bir çıkış bulamaz. Saat kadranı gibi düşünün; akrep on ikiyi gösteriyor ama önü kapalı. Saat üç, önü kapalı. Saat altı, önü kapalı. Kendisi evrenin geri kalanından yalıtılmış hisseder, aslında sonsuza kadar yalnız kalma korkusudur çektiği.
İnsan yanlız olunca neler düşünür..gerçekleşmemiş hayallerin, uçup giden yıllarını, ilk aşk maceralarını... O pek gerilerde kalan yılları, erişilemeyen ve erişilemeyecek olan bir isteği hatırlamak, düşünmek de hoş bir şeydi. Niye böyle olur? Bunu da bilmez insan. Ama zaman zaman bunları düşünmekten, o günleri yeniden yaşıyor gibi olmaktan hoşlanır.