"İnsan hayatının ömrü bir nokta, varlığı değişip durmakta, duyuları buğulanmış, vücudu tümüyle çürümeye haiz, pek mühim ruhu bir damla nefes, talihini öngörmesi zor, bırakacağı iz belirsiz... Peki ona bu hayatta yön gösterecek ne var? Yalnızca ama yalnızca tek bir şey, Felsefe."
Marcus Aurelius/ Kendime Düşünceler
Bir toplumda en hayran olunan ve en iğrenilen tiplere baktığımızda, başka bulgular üzerinden nadiren görebildiğimiz bir şekilde, ortalama bir insanın kendisinden beklentilerini ve kendisi için yeşerttiği umutları görebiliriz.
Mutsuzluk, yaşama katılacak yürekliliği gösterecek yerde, insanın kendi içinde ürettiği ve gerçek dünyayla ilgisi olmayan duygularla yoğrularak kendini yaşamaktan kaçınma sonucu yaşanan bir olgudur. Mutsuz insan, kederine karamsarlık, sevincine kaygı katar, gerçeğini doyasıya yaşayamaz. Çünkü kendine karşıdır.
Birçok insan belirli bir olay gerçekleşirse mutlu olacağı yanılgısındadır. Mutluluğun kendilerini bulmasını bekler ve mutluluğa "bir şeyler yaşanarak" ulaşılabileceğini göremezler. Bir şeyler yaşamak, bir şeylerle " birlikte yaşamak" anlamına gelir.