Savaş. Ne lanet bir şey. Büyük küçük demez, gözü hiçbir şey görmez ve yok eder. Ama her kötüyü def edecek bir gün bir saat bir an vardır elbet.
Kadın olmak bu dünyada daima zor. Yaşının kaç olduğunun hiçbir önemi yok.
Kitap Afganistan savaşını insanlar özellikle de kadınlar üzerinden anlatmış. İnsanların yere batası geleneklerini, yanlış aktarıp uyguladıkları İslam'ı anlatmış. Barış, esenlik, merhamet dininin nasılda bir silah olarak kullanıldığını din adı altında nasıl da insanlara eziyet edildiğini anlatmış.
Ah Meryem! Bu kitabın yananı bence oydu. Meryem, koca bir yürek yarası.
Hayati İnanç ile sohbet etmek gibiydi. Sanki beyitleri kulağıma fısıldar gibi...
Divan edebiyatı bambaşka bir şey. Divan şiiri okumayan bir kimse edebiyat sevdiğini iddia etmemeli bence.
Bu müstesna beyitleri bir araya topladığı için doğrusu teşekkür etmeli kendisine.
Shakespeare denince akla gelen ilk eser Romeo ve Juliet olmamalı. Tam olarak Hamlet olmalı. Gerçekten her yönden çok kıymetli bir eser. Şiddetle tavsiye ediyorum.
İşte şimdi anladım klasik romanları neden sevdiğimi. Yine sonunu başından bilemeyeceğiniz bir roman. Sonu hüzünlü bir roman.
Baştaki o ağır, garip hali ilerledikçe güzel bir hal almaya başlıyor. Hem üzüyor hem de içimizde yer ediyor.
Önce kızacağınız Bazarov daha sonra üzüleceğiniz bir insan oluyor.
Anlaşılan bu kitabı da kalbimin bir yerine not etmişim fakat henüz haberim oluyor.
Okuyacaklara tavsiyemdir, başta belki sıkılırsınız ama sonuna gelince bu sıkıntıyı çoktan unutmuş olursunuz.
İyi okumalar.
Oldukça eğlenceli bir kitap. Başta okurken gülüyor insan kendi kendine ama biraz üzerine düşününce hüzünlendiriyor.
Neredeyse her öyküde bir olağan dışı durum görülüyor. Ama hiç batmıyor.
Velhasıl kelam birine bir dünya klasiği hediye edecek olursam muhtemelen bu kitabı hediye ederim.
Ben çok beğendim. Eminim ki her okuyan da beğenecektir.