meryem.

meryem.
@NilayHor
Bahçeşehir Üniversitesi / Mimarlık
12 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
Biliyorum, şehir ya da köy, her yerde zorluk var ama burada o zorluk daha aşikar, iklim ve yalnızlığımız çırılçıplak ortaya çıkmış. Bu basitlik çoğu kişiye uymuyor. Sıkıldıklarını söylüyorlar ama ben izledim. Can sıkıntısı değil,korku. Yalın ve kaba bir hayat onları korkutuyor. Kaçıp otobüs tarifelerine, faturalara sığınıyorlar, tatillere, evlere, divanlara, mutfak tezgahlarına ve perdelere; varoluşun çıplaklığını maskeleyecek şeyler satın alarak, bir şeylere sahip olarak geçen bir hayat. Hayatın zorluğunu saklayacak. Daha kabul edilebilir kılacak. Tahammül edilebilir. Ama gerçekten de öyle kılıyor mu, merak ediyorum ben.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyanın kurallarını, hayatın ve insan ilişkilerinin temellerini belirten yüzyıllardır. Ama bu, değişmeyecekler demek değildir. Yalnız insan hayatıyla ölçülünce sonsuz gibi görünürler. Onların devamı ile bir insan ömrü arasındaki ilişki, tıpkı bir ırmağın yüzündeki dalgalı su ile dibindeki durgun görünen suya benzer. Biri dalgalı, hareketli ve hızlı; ötekisi hissolunamayacak kadar ağır akar. Ve bu, merkezleri değiştirmek düşüncesi bile zararlı bir şeydir. Bu büyük ırmakların kaynaklarını değiştirmek, dağların yerlerini değiştirmeye benzer. Ani değişiklikler isteği ve onları kuvvet zoruyla gerçekleştirmek düşüncesi, insanda çoğu zaman bir hastalık gibi belirr, daha çok kafasında güçlenir. Yalnız şu var ki bu kafalar iyi düşünemez, sonunda bir sonuca varamaz. Çoğu zaman da omuzları üstünde kalmazlar. Çünkü dünyayı yürüten ve idare eden insanların istekleri değildir. İstekler rüzgara benzer. Tozları bir yandan alıp öbür yana götürür, bazen bütün ufku karartır. Ama sonunda sakinleşir. Yatışır ve arkasından dünyayı yine o sonsuz biçimiyle bırakır.
7/10
·268 syf.·
2023 2. kitabı
Osmanlılar, Arnavutluk idaresi, Yunanlar, Almanlar, İtalyanlar. Arnavutluk iki neslin ömrüne sığacak sürede bu kadar değişikliğe uğradı. İnsanlar başlarında kimin olduğunu devamlı gelen bombalardan anladı. Her hükümetin ayrı kurallarına uyum sağlayamadı, sığınaklarda kaldı, hapislerde unutuldu. Çocuklar uçaklara hayran büyüdü ve kimse dostu düşmanı bilemez oldu. Bunca değişiklik içinde halk pasifize oldu, her gelene eyvallah demek zorunda kaldı. Baş kaldırmak kahramanlık değil, aptallık sayıldı. Bu dönemden geçerken korudukları ve sımsıkı bağlandıkları tek şey ahlaktı. Ne bağımsızlık ne aile ama ahlaktı. Belki de güçleri yettiğince eski düzenlerini korumak istiyorlardı. Yorulmuş bir toplumun olmayan düzeninden bahseden kitapta birçok ayrıntı çok iyi düşünülmüş ve bir çocuğun bakışından olayları görmek bu kitaba çok daha objektif bakmayı sağlıyor. Bombadan başka bir şey bilmeyen bir çocuk için hiçbir şey dram halini almadığındandır belki.
Taş Kentin Kroniğiİsmail Kadare · Ketebe Yayınları · 202130 okunma
“Tek işverenin devlet olduğu bir ülkede muhalefetin anlamı, yavaş yavaş ölüme mahkumiyettir. Çalışmayana ekmek yok diyen eski prensibin yerini artık, boyun eğmeyene ekmek yok prensibi almıştır.” L. Trotsky, 1937