Yusuf Atılgan'ın efsane kitaplarından. Kitabı okurken C'nin ruh değişimlerine ve düşüncelerine o kadar kapılıyorsunuz ki bazen kendinize "Ne yapıyorum ben?" diye sorarken buluyorsunuz kendinizi. Hatta sokakta oynadığı gördüğü insanlara meslek uydurma oyununu hala otobüs beklerken oynarım.
Kitabın arkasında yazarın da dediği gibi, insan her şeye bunca karşıyken kendine de karşı olmadan nasıl sürdürebilir ki bir karşı yaşamı? Eğer anlayarak okuduysanız kitap bittikten sonra bi boşluğa düşüp C gibi 'aylak' olma hayalleriyle hayatı sorgulayabilirsiniz.
Buradan sonrası spoiler:
Ne kadar kitapta C'nin Ayşe ile olmayacağı belli olsa bile biraz da olsa ümit ettiğimi söylemek zorundayım. Bu sona üzüldüm mü, hayır çünkü C'nin ana karakter olduğu bir kitabın normal bitmesi beni hayal kırıklığına uğratırdı. Ama bu son beni kendime getirdi, bacak korkusunu bile aşmışken Ayşe ile anlaşamayışı, hayatta bize iyi gelen herkes ile yola devam edemeyeceğimizi hatırlattı adeta.