Ezgi çok sevdiğim yazarlardan birisi, tatlı, kibar ve okurlarıyla o kadar iyi bir iletişimi var ki aslında kitabını okumam tamamen bundan kaynaklıydı. Sipariş ettiğimde biraz kalın gelmişti çünkü son zamanlarda sadece modern klasik okuyordum ve bu yüzden kitabı bir kenara bıraktım ve okumadım. Fakat kitaplığıma her baktığımda bana uzaktan göz kırpıyordu ve ben de dayanamayıp okumaya başladım. İyi ki de okumuşum!
Kitaba oldukça yüksek bir tempoyla giriş yapıyoruz ve kendimizi birden Stella Uzay üssünde bulabiliyoruz. Hayatımda gittiğim ilk uzay üssüydü inanabiliyor musunuz!!! Kitabın ilk sayfalarında Aedan, Shawn ve Carina ile tanıştım. Bunlar yakın arkadaştı. Daha fazla bu kısmı anlatmayacağım çünkü ağzımdan küçük bir spoiler kaçabilir. Bu kişiler birer Aesir askeriydi...
Kitabın ilerleyen sayfalarına geldim ve bir duraklama yaşadım. Çünkü asıl hikayeye giriş yapmaya başlamıştık. Burada ise Atherionlar ile tanışıyoruz. Fakat asıl önemli detay burada yaşıyan eşsiz güzellikteki Arialleena Darvethi. Onu en önemli kılan şey ise gelecekte yaşananları, geçmişte olan olayları görüyor olmasıydı. Bu eşsiz yeteneği yüzünden bütün evren onun peşinde. Olaylar yaşandığı sırada ise beyaz atıyla biri çıkıveriyor (at dediysem lafın gelişiydi... Tabi ki uzay mekiği ile geliyor). Kean!
Kitapta sadece Kean'ı sevdiğim doğrudur ama biraz soğukkanlı nevale gibiydi. Birinin yüzü hiç mi gülmez??? Daha fazla tanımaya başlarken bu kişileri aramıza yeni karakterler katılıyor. Zetsa, Buteo, Nareli ve Atlas.... Bunların arasında ise en sevdiğim kesinlikle Atlas oldu.
Kitap yüksek dozda maceraydı lakin romantizm kısmından pek bir şey anlamadım. Ufak kırıntılar atmış yazar bizim önümüze. Ben buradan yazarımıza bir gönderme yapmak istiyorum. "Aşk kırıntısıyla doymaktansa
Tek başıma aç kalırım bu