Bu kitapta birbirinden “marjinal” ya da kendi şahsına münhasır dört ana karakter bekliyor okuru. Franz’la Sabina, Tomas’la Tereza arasındaki erotizmin baskın olduğu garip ilişki yumağı okuru, ister istemez kısır günündeki teyzelerin yanına ışınlıyor. Kendinizi onlar gibi söylenirken bulabiliyorsunuz. Ama Kundera’nın karakterleri sadece bu mu? Bu soruyu soruyorum, çünkü kitapla ilgili yorumlarda baskın olarak kullanılan +18 ibaresi bana, bunun kitabın önüne geçip, nasıl da gerindiğini fark ettiriyor.
Kiitabın erotik bir zemini olduğu gerçek. Ama Kundera kitaplarında erotizm her zaman vardır ve fakat, o asla yalnız değildir. Felsefenin kucağında pışpışlanır, politikanın kolları ona sıkı sıkıya sarılır. Tek başına varolmak, erotizme de bağışlanmamış bir özellik olduğundan!!
Bu konunun başka bir boyutunu daha düşünmeye davet etmek isterim: “Ahlaki yargıyı askıya almak, romanın ahlaksızlığı değil, ahlakıdır.” Bu cümle Kundera’ya ait. Çünkü o yarattığı karakterler ya da okurlarının üzerinde bir yerde durup ahlak üzerine ahkam kesecek, ithamlarda bulunacak bir pozisyon biçmiyor kendine. O, romanda bile özgür olmayacaksak, en saklı tuttuğumuz yanlarımızı romanda bile sereserpe konuşamayacaksak, roman ne işe yarar ki diye soruyor. Ve bence haklı bir soru. Dolayısıyla evet, Kundera romanları “ahlaksız” ve özgür ruhlu romanlar. Sevenleri bilir, ama henüz tanışmamış olanlar İçin düşüyorum bu notu. Bücürük ama kalın duvarların önünde havaya birkaç sıçrayış yapıp gördüğü bölüm pörçük görüntüleri gerçek diye satanların dünyası için biraz fazla büyük. Onlara meyletmeyiniz efenim.
Sovyetlerin Çekoslovakya’yı işgali, onun yarattığı politik ve psikolojik bunalım, Kundera’nın ve dolayısıyla karakterlerinin üzerinde en fazla etki eden olay demek yanlış olmaz sanırım. Bu kitaptaki tüm