Katı, keskin, uç, sivri olan hiçbir şeyden hayır geleceğine inanmıyorum. Yumuşak, yuvarlak, köşesiz, esnek şeyler lazım, insanlar... Böylece diğerlerine teğet geçer, temas eder ama kırmaz, parçalamaz, delmez.
Yıllar önce Sıdıka diye bir dizi vardı, hatırlar mısınız? Sevgisiz evde çiçek mi büyür be... diyordu Sıdıka. Büyümüyordu değil mi: Sevgisiz evde çiçek, çiçeksiz mahallelerde insan sevgisi... Şimdi her tarafımız beton, uzaklarda ormanlarımız vardı, onlar da yaygın yeri; yüreğimiz gibi.
"Birtakım insanlar var: İçlerinin şarkısı bitmiş, sadece gövdeleriyle yaşıyorlar."
Bizi Sürükleyen Nehir,
"Herkes sürükleniyor. Bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, kimi ise nihilizme gömülüyor."
Yazarın otuz - kırk yıl öncesinden günümüze uzanan düşünceleri, sözleri... Hiçbirinden pişman değilim diyor, ben yine aynı benim, beni ben yapan ilkelerim, değerlerim değişmedi. Güzel isimler tanımış; Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal, Ahmed Arif, Abidin Dino (ki kendisi eserdeki çizimlerin sahibi) gibi. Onlarla yetişmenin nasıl bir duygu olduğunu tahayyül bile edemiyorum! Rüzgarlar yön değiştirmiş, onun yönü değişmemiş; yazmış, konuşmuş, okuduğumuz eser doğmuş. Ne der Son Ada'da:
Yasak tanımaz rüzgârZincir vurulamaz martıyaBir de insan kalbine.
"Direnmeyen, haksızlıklara başkaldırmayan sanat oyuncaktır!"
Hep derim, halkının acısını acısı bilmeli sanatçı, yüreğinde hissetmeli, kalemiyle haykırmalı... Birçok Kemal Sunal filminde bile yoksulluğa derin eleştiriler vardı: youtube.com/shorts/X1esHnLV... "Krallar gibisin Şaban, bu devirde kim bulmuş beyaz peyniri." "Bu ülkede hayatımız masum Şaban'ın kopil Recep İvedik'e dönüşmesini izlemekle geçti." Suya sabuna dokunmalı sanatçı. Yanlışa yanlış demeli, yanlış gördüğünü ilan etmeli... "Sanatçıların hepsi birden susturulamaz ve sanat her zaman kendini duyurma olanağı