Nimet Bilici

Nimet Bilici
@NimetBil
9/10
·330 syf.·
2020 70. kitabı
Zülfü Livaneli Bey siz ne yapmışsınız böyle??? Birçok formda Kardeşimin Hikayesi kitabı hakkında oldukça güzel yorumlar okumuş genel hatlarıyla kitap hakkında bilgi sahibi olmuştum daha doğrusunu olduğunu sanmıştım aslında hiçbir şey bilmiyormuşum kitap hakkında.. Kitap bana başlarda basit bir dille yazılmış düz bir aşk hikayesi gibi gelmişti ancak Sayın Livaneli'ye o kadar güveniyordum ki bir yerde hikayenin kanımı donduracağına, tüylerimi diken diken edeceğine emindim. Yazarımız da bunu bildiği için tüm olayı sona saklamış. Son bölümü okumaya başladıktan sonra kitap bambaşka bir yere gidiyor ve evet Livaneli yine bizi yerle bir etmeyi başarıyor. Baştan sona aşkın zehirleyici taraflarının tartışıldığı, anlatıldığı kitapta kahramanımızın gerçekleri hatırlamasını sağlayan şeyin de -kendisi her ne kadar inkar etse de- aşk olduğu dikkatlerinizden kaçmasın.. Konu analizi yapmayacağım çünkü tek bir kişi bile okusa bu incelemeyi sonu hakkında bilgi vermiş olmak istemem çünkü ben hiçbir bilgim olmadan okudum kitabı ve inanılmaz etkisi hala üzerimde. Kimse bundan mahrum kalmamalı.. Benim için okunmaya değerdi, değdi...
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·556 syf.·
2020 69. kitabı
Ah sonumuz böyle mi olacaktı??? Nereden başlasam nasıl başlasam bilemiyorum, düğüm düğüm boğazım... Yine iliklerime kadar hissettiğim okurken sürekli gözlüklerimi çıkarıp gözyaşlarımı silmek zorunda kaldığım bir şaheser... Abartıyor muyum? Sanmam... Benden önce bu kadar övgüyle bahsedenler abartmış mıdır? Sanmam... Kitap boyunca Tom ve ailesiyle o kadar bütünleştim ki o çadırda oturdum onlarla, mısır lapası yedim, iş bulduk sevindim, kasası 2,5 cent dediler isyan ettim hatta Tom'un canı kahve çekip de içemediği bir an yanıbaşımda duran birkaç yudum almış olduğum kahve geçmedi boğazımdan. Tom bir roman karakteri bu kadar da abartılmaz diyeceksiniz belki ama Tom'lar var; yaşadılar yüzlerce yıl, hala yaşıyorlar, açlıkla sefaletle uğraşıyorlar, bir parça ekmeğe kavuştuklarında en mutlu onlar o gün..Bunları bilip de nasıl acı çekmez insan... Steinbeck'in sert ve eleştirel dili öyle güzel öyle akıcı ki yorulmadan saatlerce okuyabilirsiniz ancak benim gibi siz de Joad ailesinden kolay kolay kopmak istemiyorsanız kitap bitmesin diye oldukça çok çaba gösterebilirsiniz. Steinbeck makineleşmeyi, tekelleşmeyi, büyük buhranı, işsizliği, açlığı, göçleri ve bir yerlere asla ait olamayaşı, buna izin verilmeyişi öyle güzel anlatmış, kapitalizmin gerçek yüzünü öyle güzel göstermiş ki kitabın sonu bile yetiyor bunu anlamak için. Tabi kitapta üzülüp hayal kırıklığına uğradığım yerlerde olmadı değil. Kitapların, filmlerin bitişlerinde hep iyi veya kötü bir son olur ya da biz öyle bir beklentiye gireriz. Ancak bu kitabın sonu yok, sanırım yazar bize hiç sonunun gelmeyeceği inancında olduğunu göstermek istemiş, bir gün isyan edecekler her şey düzelecek hayallerine kavuşacaklar diye beklerken hele Tom'dan beklentim bu kadar yüksekken hiçbirinin olmayışı aslında gerçek dünyada da böyle
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
9/10
·724 syf.·
2020 8. kitabı
Kitabı birkaç saat önce bitirdim ancak hakkında birkaç kelime yazabilmek için üzerimdeki etkisinin bir nebze de olsa azalması gerekiyordu... Yarım bırakılışların lideri olan bu eser benim için de yıllarca ya yarım bırakırsam diye bir türlü başlayamadığım bir eserdi. Selimciğim Işık şuan bu cümleleri okuyor olsa muhtemelen bana kızardı onu fark etmeyi, tanımayı bu kadar uzun süre beklettiğim için. Çünkü üstüne düşülmesini beklerdi o, ilgilenilmesini, fark edilmesini.. Yapmadılar... Bu kitap tutunamayışın, tutunamayanların kitabı.. Belki de tutunamayanlara yazılmış tek kitap... Onları fark eden tek insan belki Oğuz Atay... Biz fark etmedik onları fark etmiyoruz... Çevremizdeler belki, yanımızdalar hatta belki içimizde.. Ama görmüyoruz onları...Her görmeyişimiz biraz daha yıkım onlar için..Ya da belki görülmeyişimiz bizim için... Goethe"Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir" der. Selim Işık için de cehennemdi, öyle naifti ki ruhu, öyle kırılgan, öyle saf, öyle çocuksu.. Bazen bir cümle, bazen bir bakış, bazen tek bir acıma hali yetti dünyasını cehenneme çevirmek için. Bir de bakmış kabul edilmiş tutunamayanların arasına.. Turgut Özben, en yakın arkadaşının ölümüyle yıkıldı kendine bile itiraf edemese de.. Tutunamayanların arasına kabul edilmek için çabaladı durdu.. Kabul edildi mi bilinmez.. Beni çok derinden etkilediğini ve sarstığını tereddütsüz söyleyebilirim.. Pişmanım ama Selim'i, Turgut'u, diğer tutunamayanları ve kendimi bu kadar geç tanıdığım için. Özür dilerim hepimizi bu kadar geç fark ettiğim için... Yazık bana... Ve ne mutlu hayata bir ucundan tutunabilenlere...
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
9/10
·372 syf.·
2020 7. kitabı
Yaklaşık 2500 yılı aşmış bugünlere gelmiş bir şaheser.. Uzun süredir kitaplığımda duruyordu bir türlü başlayamıyordum, 4 gün önce elime aldım ve soluksuz okudum. Kendim de şaşırdım salt felsefi tartışmalardan oluşan bir kitabı nasıl bu kadar hızlı ve sindirerek okuyabildiğime ama sonra bunun benden kaynaklı olmadığını, tamamen dilinin sade, anlaşılır olmasından ve anlatımının akıcılığından kaynaklandığını fark ettim. Kitap sizi asla yormuyor tam aksine içine çekiyor habire düşünüyorsunuz, kıyaslıyorsunuz, hak veriyorsunuz.. Dile kolay 2500 yıl ve azıcık siyasi tarih biliyorsak yaptığımız karşılaştırmalar, Sokrates'in mükemmel tespitleri... Ayrıca klasikler arasında okunma oranının diğerlerine nazaran düşük olmasına da üzüldüğümü belirtmeliyim, zira yönetenler ve yöneten olmak için çabalayanlar okumuş olsa yeterdi okunma oranının artmasına. Malumunuz yönetmeye talep çok... Okuyun okutturun derim :)
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
10/10
·176 syf.·
2020 6. kitabı
Anı okumayı daima sevmişimdir hele anılar tarihe iz bırakmış şahsiyetlere ve olaylara dairse. Mutlu veya acı dolu her anıdan etkilenir sahibiyle birlikte yaşarım o anları... Ama bu anı bambaşka... Büyük harp...Okurken, dinlerken, düşünürken tüylerimi ürperten o harp... İşte o harbi bizzat yaşayanların kendi kalemlerinden okumak. Topraklarımız için çöl, soğuk dinlememiş tarihe isim isim yazılmasa da gönlümüze bir bir yazılmış binlerce kahramandan birkaçını dahi olsa okumak, tanımak... Yer yer ağladığım, yer yer sitem ettiğim, acaba öyle değil şöyle olsaydı nasıl olurdu, tarihin akışı değişir miydi diye muhasebe ettiğim ve sindire sindire bitirdiğim bu kitabı daha önce neden okumadım diye kendime kızıyorum an itibariyle. Hüseyin Cahit Yalçın'ın dediği gibi; "Edebiyatımızda böyle bir esere tesadüf ettiğim için bir Türk sıfatıyla, ben iftihar ederim."
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201814,8bin okunma