Qurbanov Fərid

Qurbanov Fərid
@Nuage_00
"Là où il n'y a pas d'obscurité, il n'y a pas de lumière" "Karanlığın olmadığı yerde, işık da yoktur." ~Haruki Murakami.
Painter writer
1 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı

Qurbanov Fərid

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2026 2. kitabı
Sabahattin Ali
8.8/10 · 375,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Qurbanov Fərid

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
2026 1. kitabı
George Orwell
8.6/10 · 296,1bin okunma
Barbaros ve Afgan Türkiye'de yaşayan piçlerin en değerlileridir. Piçlerin değerleri, sahip oldukları ancak kullanmadıkları fırsatlarla yeteneklerin niteliğine ve niceliğine göre belirlenir. İnsanın hayatında boşa harcadıklarının sayısı ve kalitesi çoğaldıkça piçliğin saflığı da artar. Bu sıralamada onlardan hemen sonra gelen Hakan'la Cenk, terasa taşıdıkları televizyonun karşısına koydukları iki koltuğa gömülmüş, yalınayak oturuyorlardı. Ortalarındaki sehpanın üzerinde içi cips dolu büyük bir kase, iki yanında da içi votka, elma suyu ve buz dolu olan Coca Cola eşantiyonu, 40 cl'lik iki bardak vardı. Televizyonun uzaktan kumandası ve konuşma sırası Cenk'teydi: "Al şu kumandayı. Kanal değiştirmekten nefret ediyorum." "İstersen bir duşa gir." "Yok, boş ver. Biraz dinleneyim sonra girerim. Zaten dün geceden beri yoldayım. Çok yoruldum."
Güven ve Verdirdiği Saçmalık
Güven, insan ilişkilerinin temel taşıdır. Ama bazen bu temel öyle bir sarsılır ki, üstüne kurulan her şey bir anda yerle bir olur. İnsan, içindeki en değerli duygulardan birini — güveni — birine verdiğinde, aslında kalbinin bir parçasını teslim eder. Ne yazık ki bu teslimiyet her zaman korunmaz. Bazen öyle saf güveniriz ki, açıkça yalanlara bile göz yumarız. İşte bu noktada devreye “saçmalık” girer. Güvendiğimiz kişinin bizi hayal kırıklığına uğratması, sadece onun ihaneti değil; aynı zamanda kendimize yaptığımız bir haksızlıktır. Çünkü çoğu zaman sinyalleri görürüz, içimizde bir şeylerin ters gittiğini hissederiz ama “belki yanılıyorum” diye sustururuz kendimizi. Bu suskunluk, güvenimizin kendi kalbimize sapladığı bir hançer olur. Belki de dünyada en çok aldatan şey güvendir — ve biz, onu isteyerek veririz. İşte saçmalık da burada başlar. Göz göre göre inanmak, susmak, görmezden gelmek… ama yine de vazgeçememek. Güven bazen saçmalığa sürükler, ama o saçmalığın içinde bile biraz insanlık, biraz umut vardır.
Duygu ve Düşünce
Nefes Almak Yetermi?...
Hayatta kalmak ve yaşamak, sıklıkla birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa da, derinlemesine incelendiğinde aralarında belirgin farklar bulunmaktadır. Hayatta Kalmak: Var Olmanın Asgari Şartları Hayatta kalmak, temel ihtiyaçların karşılanmasıyla sınırlı bir varoluş biçimidir. Bu durumda birey, sadece fiziksel olarak yaşamını sürdürmeye odaklanır; yemek yemek, barınmak, güvenlik sağlamak gibi. Ancak bu süreçte duygusal, zihinsel ve ruhsal gelişim çoğunlukla ihmal edilir. Örneğin, sürekli olarak geçmiş travmaların etkisinde kalan bir birey, sadece hayatta kalma modunda olabilir. Bu durum, kişinin yaşamdan zevk almasını, hedefler belirlemesini ve kendini gerçekleştirmesini engeller. Yaşamak: Bilinçli ve Anlamlı Bir Varlık Sürdürme Yaşamak ise, sadece fiziksel ihtiyaçların ötesine geçerek, bireyin duygusal, zihinsel ve ruhsal olarak da tatmin olduğu bir yaşam biçimidir. Bu, kişinin kendini tanıması, hedefler belirlemesi, ilişkiler kurması ve yaşamdan anlam çıkarmasıyla mümkündür. Nazım Hikmet'in "Yaşamaya Dair" şiirinde belirttiği gibi: "Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak."