He is more myself than I am. Whatever our souls are made of, his and mine are the same. If all else perished and he remained, I should still continue to be, and if all else remained, and we were annihilated, the universe would turn to a mighty stranger. He’s always, always in my mind; not as a pleasure to myself, but as my own being.
Bugün iş saatleriyle boş zaman giderek iç içe
girdikçe ve yaşamımızın her anı boyunca bizden
üretken olmamiz istendikçe, iş günündeki
ayrımlar yok olmaktadır. Elinizdeki akıllı
telefonlarla aslında hic bir zaman işin dışına
çıkamıyorsunuz veya mesai dışı çalışmış
oluyorsunuz. Dahasi sayıları giderek artan bir
grup insan icin sürekli erisilebilir olmak,sadece
is saatleriyle ile bos zaman arasindaki sınırları
muglaklastirmakla kalmayip geceleri ve uykuyu
da kemiriyor.Her an her saat e-postalarini
kontrol edebiliyor, ayakkabi satin alabiliyor,
güncel gelismeleri takip edebiliyor veya porno
sitelerine girebiliyorsunuz.Degere el konma
süreci,yaşamımızın her anini kuşatma
eğilimindedir. Asla uyumayan küresel bir sistem
icinde üretip tüketmekteyiz. Neoliberalizmin
durmak bilmeyen ritmi altinda, Jonathan
Crary'nin söyledigi gibi "zamandan mahrum bırakılmaktayız”.