Diyelim ki, olayları gerçekten etkileyebildik günün birinde,hiç iyi olmaz, çünkü işin yeterliklisi olmadığımızdan sözün nereye varacağını bilmeden konuşuruz,tutamayız kendimizi; unutmamalı: Yeryüzü kulak kesilmiş gammazlarla doludur.En iyisi soğukkanlı olmak,bu çeşit kışkırtmaları duymazlıktan gelmek! Nereye baksak bir dürtükleme , bir kışkırtma var, üstüne oturduğunuz kanal boyundaki çimenlerde bile.(söz aramızda hiç doğru değil bu yaptığınız; bu havalarda ben sobanın ısıttığı odamda sıcak su torbamla kuş tüyü yorganlı yataktayım. Üstümde iki battaniye var. Gene de donuyorum.) Yargılarımız önünde sonunda dış görünüşlere dayanıyor, benim hastalığım için sizin o tehlikeli gezintilerinizden daha da iyi diyeceği geliyor insanın. Hastalığımın gerçek anlamını ele alırsak kimseyi inandıramam; inanılacak gibi de değil!
Mutluluk ancak bütünde gerçekleşebilir asla parçada değil. Mutluluk dışarıdan gelen birşey değildir,senin bütün varlığın hareket ettiğinde gelen duygusudur, bütününün hareketi mutluluktur. Senin başına gelen bir şey değildir, senden doğar, varlığının uyumudur.
Zihin hayallerle doluysa, doğru göremezsiniz. Eğer kalp arzularla doluysa doğru hissedemezsiniz. Arzular, hayaller ve umutlar - gelecek huzursuz eder ve var olan ne varsa, şimdiki zamandadır. Bölündüğünde arzu seni geleceğe yöneltir ama hayat burada ve şimdidir. Gerçek burada ve şimdidir ve arzu seni geleceğe yöneltir. O zaman burada değilsin. Görürsün ama yine de görmezsin; işitirsin ama yine de kaçırırsın; hissedersin ama his donuktur,derine inemez, etkili olamaz. Hakikat bu şekilde kaçırılır.
Ay'a gitmek kesinlikle gereksizdir. Biraz daha akıllı olsaydık,bu konuyu düşünmezdik. Bütün dünyayı besleyebilecek parayı buna harcamak kesinlikle aptallık. Savaşlar gereksiz,ama insanlık deli ve savaşa yiyecekten daha çok ihtiyacı var.Aya gitmeye yiyecekten daha fazla, giysilerden daha fazla, temel olandan daha fazla ihtiyacı var, çünkü temel olan yeterli değil.