“Dünya henüz yarı yaşında bile değil. Ama buna rağmen şimdiye kadar ne kadar çok şey değişti. Koskoca bir İran imparatorluğu yok artık. Bizim teşkilatımızsa karanlıktan sıyrıldı. Bundan sonra ne olacak peki? Bilmiyoruz. Üzerimizdeki yıldızlar susuyor.”
“Dünya renk,ısı ve ışıktan oluşur,” diye karşılık verdi Hasan.
“Algılarımızın besinleridir bunlar. Bir tek ışık huzmesi bize her şeyi bambaşka gösterir. Algılarımız duygularımızı , duygularımız da ruh halimizi etkiler. Hayatın kendi kendini yenileme mucizesi de bu değil mi zaten?”
“Tüm bunlar masal gibi,” dedi kendi kendine. “Tüm bu sarsıntının sebebi bizzat ben olmasaydım olanlara asla inanamazdım. Gerçekten de bazı istekler mucizevi derecede kuvvetliymiş. Sanki isteklerim maddeleşip gerçek çelikten bir çekice dönüşmüşler gibi.”
“İnsan dünyadaki en garip yaratık,”diye mırıldandı. “Kartallar gibi uçmak istiyor ama kanatları yok. Aslan gibi kuvvetli olmak istiyor ama pençeleri yok. Ne kadar kusurlu yaratmışsın bizi , Allahım. Birde yetmezmiş gibi bizlere kendi acizliğimizi idrak etme gücü vermişsin.”