Devamını okuyun…
Çünkü bilmiyor insan okumadan geçtiği kim bilir nelerin, hayatına dokunamadan geçip gittiğini. Bilmiyor kaçırdıklarının, bir gün aklını kaçıracağını.
“Hiçbir şey bize ait değil. Dünyaya bizden önce yaşayanların anagramları olarak geliyoruz.”
“Kendin olmanın” cezasını çektiniz mi hiç?
Kendiniz olduğunuz için kaybettiğiniz şeyler oldu mu hayatınızda?
Esme… Lenox Ailesi’nin kızı. Bundan yüz yıl öncesinde, şimdiki zamana göre yaşayan, toplumun değer yargılarına uymayan, açık sözlü, utanç kaynağı(!) bir kız. Hangi aile böyle bir kızı olsun isterdi ki… Diğer tarafta Kitty, ailenin uysal, zamanına uyumlu, her şeyi hak eden kızı. Her ailenin sevilen ve sevilmeyen birer çocuğu vardır. Ve ne yazık ki ailesinden yaralı olmak, bütün çağlarda vebadır.
“Annemin hikâyesi acıklıydı. Yalnız annemin değil, anneannemin, anneannemin annesinin, büyük ihtimalle onun annesinin ve daha büyük annelerin hikâyeleri de acıklıydı.” Annemin Uyurgezer Geceleri
Aile korkunç bir yüktür, der, Oscar Wilde, Fyodor Dostoyevski yalnızlığını, “Aile içinde de yalnızdım,” diyerek tanımlar. Ve hepimizin bildiği, Lev Tolstoy’un, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Mutsuzluk… Belki de her şeyin suçlusu ailenin o aykırı çocuğudur. Emily Dickinson’un dediği gibi, “Boyun eğ, akil insan ol; isyan et, derhal tehlikeli ilan edil.” Aileni temsil edebildiğin kadar onların içindesin ve toplumun işine yarayabildiğin ölçüde onların yanında! Franz Kafka'nın Gregor Samsa’sını hatırlayın, farklı olan ve artık işe yaramayan Samsa’nın sonunu! Hepimiz birer Samsa adayı değil miyiz aslında?
Aile hikâyelerini etkileyici bulur musunuz?
Büyük aile sırları vardır, yıllar sonra öğrenilen ve hayatınızı bambaşka bir yöne eviren… Bir bakmışsın annem annem değil, babam babam. Bir
Devamını okuyun…
Çünkü bilmiyor insan okumadan geçtiği kim bilir nelerin, hayatına dokunamadan geçip gittiğini. Bilmiyor kaçırdıklarının, bir gün aklını kaçıracağını.
“Hiçbir şey bize ait değil. Dünyaya bizden önce yaşayanların anagramları olarak geliyoruz.”
“Kendin olmanın” cezasını çektiniz mi hiç?
Kendiniz olduğunuz için kaybettiğiniz şeyler oldu mu hayatınızda?
Esme… Lenox Ailesi’nin kızı. Bundan yüz yıl öncesinde, şimdiki zamana göre yaşayan, toplumun değer yargılarına uymayan, açık sözlü, utanç kaynağı(!) bir kız. Hangi aile böyle bir kızı olsun isterdi ki… Diğer tarafta Kitty, ailenin uysal, zamanına uyumlu, her şeyi hak eden kızı. Her ailenin sevilen ve sevilmeyen birer çocuğu vardır. Ve ne yazık ki ailesinden yaralı olmak, bütün çağlarda vebadır.
“Annemin hikâyesi acıklıydı. Yalnız annemin değil, anneannemin, anneannemin annesinin, büyük ihtimalle onun annesinin ve daha büyük annelerin hikâyeleri de acıklıydı.” Annemin Uyurgezer Geceleri
Aile korkunç bir yüktür, der, Oscar Wilde, Fyodor Dostoyevski yalnızlığını, “Aile içinde de yalnızdım,” diyerek tanımlar. Ve hepimizin bildiği, Lev Tolstoy’un, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Mutsuzluk… Belki de her şeyin suçlusu ailenin o aykırı çocuğudur. Emily Dickinson’un dediği gibi, “Boyun eğ, akil insan ol; isyan et, derhal tehlikeli ilan edil.” Aileni temsil edebildiğin kadar onların içindesin ve toplumun işine yarayabildiğin ölçüde onların yanında! Franz Kafka'nın Gregor Samsa’sını hatırlayın, farklı olan ve artık işe yaramayan Samsa’nın sonunu! Hepimiz birer Samsa adayı değil miyiz aslında?
Aile hikâyelerini etkileyici bulur musunuz?
Büyük aile sırları vardır, yıllar sonra öğrenilen ve hayatınızı bambaşka bir yöne eviren… Bir bakmışsın annem annem değil, babam babam. Bir
“Nasibinde yoksa su bile boğazında kalır insanın.”
“Ey sıkıntı şiddetlen, nasılsa geçeceksin.”
“Çok kolaymış ama bu kadar kolaylaşmasının vakti zamanı varmış.”
“Dedi: Sus Hafız bu da geçer.”
🌹✨
Nar AğacıNazan Bekiroğlu