Ancak biz gençliğimize asla geri dönmeyiz. Yirmili yaşlarda içimizde atan neşeli nabız miskinleşir. Uzuvlarımız tükenir,duyularımız çürür. Korktuğumuz tutkuların ve teslim olmaya cesaret edemediğimiz muhteşem cazibelerin hatıralarının dadandığı çirkin kuklalara dönüşüp yozlaşırız…
“…Atla suya,” dedim, atladı. Hiç yüzme bilmiyordu. Biz onu çıkarana kadar neredeyse boğuluyordu. Onu çekip sudan çıkardım diye bana öyle minnet duydu ki! Atla diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu.