“neredeler ki şimdi, bizim için bir zamanlar yaşamsal önemi olan o ötekiler –nerelere gittiler, nerelerde kaldılar: biz, arıyor, soruyor muyuz onları- neyiz ki biz zaten? anılar, ve anılar, ve anılar, ve unutmalar, ve unutulmuşluklar...”
"yaşamın, sana, bilmediğin, anlamadığın bir dilde; yabancı, tanımadığın bir üslupta, şarkı söyleyen biri gibi gelecek: söylenen şarkı seninle ilgiliymiş, senden söz ediyormuş gibi bir duygu duyacaksın hep; ama, hep de, bilmediğin, anlayamadığın bir dilde, sana yabancı, tanımadığın bir üslupta olacak duyduğun. "
"ben vardım; sen, kendini yok etmeyi seçtin. [....]
[...]: işte, ben hala varım; bütün acıları ölçüp biçip tartarak--- sense, kayan bir yıldız gibi hızla uzaklaşıyor; son anda da dönüp bir göz kırpıyorsun, yalnızca..."
Oruç Aruoba
Ben, genellikle kendi derinliklerimde bile henüz tasarlanmamış eylemlerin, dudaklarımı uzatırken aklıma bile getirmediğim sözcüklerin, tamamına erdirmeyi umursamadığım hayallerin kuyusuyum.